Geleneksel sanatın estetik mirası: İstanbul'da Lale Müzesi’nde yeni sergi

Kültür Sanat 15.03.2026 - 10:50, Güncelleme: 15.03.2026 - 10:50 244 kez okundu.
 

Geleneksel sanatın estetik mirası: İstanbul'da Lale Müzesi’nde yeni sergi

İstanbul Lale Müzesi’nde açılan “Lale: Zamansız Akış” sergisi, geleneksel sanatın köklü birikimini ramazanın manevi atmosferinde sanatseverlerle buluşturuyor. Hat, tezhip, ebru ve minyatür gibi farklı sanat dallarından eserlerin yer aldığı sergi, kültürel belleğin estetik formlar aracılığıyla nasıl süreklilik kazandığını göstermeyi amaçlıyor.
İstanbul’da sanatseverlerle buluşan “Lale: Zamansız Akış” sergisi, geleneksel sanatın zengin ifade biçimlerini bir araya getiriyor. Dr. Ali Cantürk’ün genel koordinatörlüğünde ve Dr. Gizem Pamukçu’nun küratörlüğünde hazırlanan karma sergi, geleneksel sanatın klasik mirasının sürekliliğini ve estetik derinliğini izleyicilere sunuyor. Lale Müzesi’nde açılan sergi, ramazan ayının manevi atmosferinde kültürel hafızanın görsel sanatlar aracılığıyla nasıl yaşatıldığını ortaya koymayı hedefliyor.GELENEKSEL SANATIN KÖKLÜ BİRİKİMİ SERGİDE BULUŞTUSergiye ilişkin açıklamalarda bulunan küratör Dr. Gizem Pamukçu, toplumların kültürel birikiminin yalnızca yazılı ve sözlü kaynaklarla değil, görsel kültürün sembolik dili aracılığıyla da aktarıldığını ifade etti.Pamukçu, geleneksel sanatların farklı unsurları bir araya getirdiğini belirterek şöyle konuştu:"Buradaki eserler çizgi, motif, renk ve kompozisyon üzerinden estetik üretimin ötesine geçerek bilgi, inanç ve değer dünyasının katmanlı temsillerini taşır. Bu bağlamda gelenek, sabit bir miras değil her dönemde yeniden yorumlanan ve güncel bağlamla ilişki kuran dinamik bir yapıdır. Lale: Zamansız Akış Sergisi, kültürel belleğin estetik formlar aracılığıyla nasıl süreklilik kazandığını, mekansal bir kurgu içinde görünür kılmayı amaçlıyor."“GELENEK ÇAĞDAŞ ESTETİKLE BULUŞUYOR”Serginin zamansızlığı nostaljik bir geri dönüş olarak değil, dönüşerek var olma anlayışıyla ele aldığını vurgulayan Pamukçu, şu ifadeleri kullandı:"Sergi, geleneği geçmişte sabitlemek yerine çağdaş estetikle temas eden canlı bir üretim alanı olarak ele alıyor. Başlıktaki akış kavramı, kesintisiz bir tekrar değil dönüşerek ilerleyen bir sürekliliği ifade eder. Sergi, izleyiciyi sadece görsel bir deneyime değil anlamaya, hissetmeye ve kültürel belleği yeniden düşünmeye davet eder."Pamukçu, sergide yer alan sanatçıların belirlenme sürecine ilişkin de şu bilgileri paylaştı:"Geçen sene İslam Sanatları Fuarı'nın da küratörlüğünü üstlenmiştim. Orada çok değerli hocalarımızla tanışma fırsatı buldum. Bu tanışıklık sayesinde de onları Osmanlıdan kalma bu değerli mekanda ağırlama fırsatına kavuşmuş oldum. Onlara ramazan ayında geleneksel sanatların ürünlerini bir araya getiren sergi yapmak istediğimi söyledim. 15 sanatçımızla birlikte bu sergimizi gerçekleştirmiş olduk."GELENEKSEL SANATLARDA ÇAĞDAŞ YORUMLARMarmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Geleneksel Türk Sanatları Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şehnaz Biçer ise serginin disiplinler arası bir diyalog niteliği taşıdığını belirtti.Biçer, sergiye ilişkin şu değerlendirmede bulundu:"Bu etkinlik, geleneksel sanatlarda çağdaş yorumlar yapan sanatçıların bir araya geldiği bir sergi. O açıdan çok önemli bir yerde duruyor. Zira burada geleneği alıp onun iziyle yeni yorumlar yapmak niyetinde olan sanatçılar bir araya geliyor. Ben de buradan hareketle eserlerimi üretmeye devam eden bir sanatçıyım."Biçer, serginin kültürel hafızayı görünür kılma amacına da işaret ederek şunları söyledi:"Bir sanat dalının yeni yorumlar ortaya çıkartabilmesi için kendi geleneğinden ve kültüründen feyiz alması gerekir yani geçmişini bilmesi ve o bilinçle hareket etmesi gerekir. Bunları öğrendikten ve feyiz aldıktan sonra yeni yorumlarla çağdaş dünyaya açılması gerekir. Ben de sergideki eserlerimi bu tarz yeni yorumlarla şekillendirmeye çalıştım."GELENEKSEL SANATLARA İLGİ ARTIYOREbru sanatçısı Sevgi Şen de son yıllarda geleneksel sanatlara olan ilginin arttığını vurguladı.Şen, konuya ilişkin şu değerlendirmede bulundu:"Geleneksel sanatlar, elbette bizim kendi değerlerimizi ortaya koyan bir anlama sahip. Bununla ilgili kursların yaygınlaşması, bu işe emek veren büyük sanatçıların özen göstermesi ve talebe yetiştirmesi, farklı sergilerle bu alanın yaygınlaştırılması, buraya ilginin artmasındaki önemli nedenler. Bizler de kendi köklerimizden gelen bu sanata bir anlamda sahip çıkmaya çalışıyoruz."Sanatçı, serginin geleneksel sanatlara ilişkin yeni arayışların göstergesi olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:"Geleneksel, adı üzerinde kendinden önce gelene ek yapılan bir anlama sahip. Üzerine herhangi bir şey konmadan eskinin bire bir tekrarıyla bir şeyin gelişmesi mümkün değil. Bu, sanat dışındaki diğer alanlar için de geçerli bir durum. Dolayısıyla insanların arayışları, teknolojinin imkanları gibi unsurlarla sanatçılar da kendi özgün tasarımını ekleyerek gelişiyor. Böylece hem köklerine bağlı hem de yeni ve farklı eserler ortaya çıkıyor."LALE MOTİFİ SERGİNİN ANA TEMASINI OLUŞTURUYORHat, tezhip ve minyatür sanatçısı Kübra Ünsaç da serginin düzenlenmesinde Lale Vakfı’nın önemli rol oynadığını söyledi.Ünsaç, sergiye ilişkin şu değerlendirmede bulundu:"Bu projenin içinde olmaktan mutluluk duyuyorum. Böyle değerli bir yerde, Lale Müzesi'nde olmak, benim için çok özel bir anlama sahip. Ben de sergiye hattın matematiğini yapan eserlerimden birkaç tanesiyle yer aldım."Ünsaç, sergide lalenin önemli bir sembol olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:"Lale, bizler için Tanrı'nın bir ifadesidir. Biz, hatta Allah'ı yazdığımızda karşısına laleyi koyarız. Peygamberimizi yazarken de gülü koyarız. Sonsuzluğu, birliği, tevhidi ifade ettiği için lale vazgeçilmezdir. Bunu eserlerimde de ortaya koymaya çalıştım."İSTANBUL VE LALE İLİŞKİSİHattat Zeynep Çilek Çimen ise lalenin İstanbul için özel bir anlam taşıdığını ifade etti.Çimen, şu değerlendirmede bulundu:"Lale, İstanbul tarihi için mekansal olarak bir kurgu alanını ifade eder. Osmanlı döneminde özellikle has bahçelerde çok fazla kullanılır yani İstanbul için lale, çok önemli bir yerde durmaktadır. Dolayısıyla bu durum bize Lale Müzesi'nin neden var olduğunu, onun, örneğin çinilerimizde, geleneksel süslemelerde ve motiflerde neden yer aldığını bize göstermektedir."Sergide Eda Şahan, Emel Gemici, Fatma Şan, Hatice Uçar, Hikmet Barutçugil, İlker Selimler, İsmail Acar, İsmail Yiğit, Kübra Ünsaç, Osman Yılmazer, Savaş Çevik, Sevgi Şen, Şehnaz Biçer, Taner Alakuş ve Zeynep Çilek’in eserleri yer alıyor.Sergi, 30 Mart’a kadar ziyaret edilebilecek.
İstanbul Lale Müzesi’nde açılan “Lale: Zamansız Akış” sergisi, geleneksel sanatın köklü birikimini ramazanın manevi atmosferinde sanatseverlerle buluşturuyor. Hat, tezhip, ebru ve minyatür gibi farklı sanat dallarından eserlerin yer aldığı sergi, kültürel belleğin estetik formlar aracılığıyla nasıl süreklilik kazandığını göstermeyi amaçlıyor.

İstanbul’da sanatseverlerle buluşan “Lale: Zamansız Akış” sergisi, geleneksel sanatın zengin ifade biçimlerini bir araya getiriyor. Dr. Ali Cantürk’ün genel koordinatörlüğünde ve Dr. Gizem Pamukçu’nun küratörlüğünde hazırlanan karma sergi, geleneksel sanatın klasik mirasının sürekliliğini ve estetik derinliğini izleyicilere sunuyor. Lale Müzesi’nde açılan sergi, ramazan ayının manevi atmosferinde kültürel hafızanın görsel sanatlar aracılığıyla nasıl yaşatıldığını ortaya koymayı hedefliyor.GELENEKSEL SANATIN KÖKLÜ BİRİKİMİ SERGİDE BULUŞTUSergiye ilişkin açıklamalarda bulunan küratör Dr. Gizem Pamukçu, toplumların kültürel birikiminin yalnızca yazılı ve sözlü kaynaklarla değil, görsel kültürün sembolik dili aracılığıyla da aktarıldığını ifade etti.Pamukçu, geleneksel sanatların farklı unsurları bir araya getirdiğini belirterek şöyle konuştu:"Buradaki eserler çizgi, motif, renk ve kompozisyon üzerinden estetik üretimin ötesine geçerek bilgi, inanç ve değer dünyasının katmanlı temsillerini taşır. Bu bağlamda gelenek, sabit bir miras değil her dönemde yeniden yorumlanan ve güncel bağlamla ilişki kuran dinamik bir yapıdır. Lale: Zamansız Akış Sergisi, kültürel belleğin estetik formlar aracılığıyla nasıl süreklilik kazandığını, mekansal bir kurgu içinde görünür kılmayı amaçlıyor."“GELENEK ÇAĞDAŞ ESTETİKLE BULUŞUYOR”Serginin zamansızlığı nostaljik bir geri dönüş olarak değil, dönüşerek var olma anlayışıyla ele aldığını vurgulayan Pamukçu, şu ifadeleri kullandı:"Sergi, geleneği geçmişte sabitlemek yerine çağdaş estetikle temas eden canlı bir üretim alanı olarak ele alıyor. Başlıktaki akış kavramı, kesintisiz bir tekrar değil dönüşerek ilerleyen bir sürekliliği ifade eder. Sergi, izleyiciyi sadece görsel bir deneyime değil anlamaya, hissetmeye ve kültürel belleği yeniden düşünmeye davet eder."Pamukçu, sergide yer alan sanatçıların belirlenme sürecine ilişkin de şu bilgileri paylaştı:"Geçen sene İslam Sanatları Fuarı'nın da küratörlüğünü üstlenmiştim. Orada çok değerli hocalarımızla tanışma fırsatı buldum. Bu tanışıklık sayesinde de onları Osmanlıdan kalma bu değerli mekanda ağırlama fırsatına kavuşmuş oldum. Onlara ramazan ayında geleneksel sanatların ürünlerini bir araya getiren sergi yapmak istediğimi söyledim. 15 sanatçımızla birlikte bu sergimizi gerçekleştirmiş olduk."GELENEKSEL SANATLARDA ÇAĞDAŞ YORUMLARMarmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Geleneksel Türk Sanatları Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şehnaz Biçer ise serginin disiplinler arası bir diyalog niteliği taşıdığını belirtti.Biçer, sergiye ilişkin şu değerlendirmede bulundu:"Bu etkinlik, geleneksel sanatlarda çağdaş yorumlar yapan sanatçıların bir araya geldiği bir sergi. O açıdan çok önemli bir yerde duruyor. Zira burada geleneği alıp onun iziyle yeni yorumlar yapmak niyetinde olan sanatçılar bir araya geliyor. Ben de buradan hareketle eserlerimi üretmeye devam eden bir sanatçıyım."Biçer, serginin kültürel hafızayı görünür kılma amacına da işaret ederek şunları söyledi:"Bir sanat dalının yeni yorumlar ortaya çıkartabilmesi için kendi geleneğinden ve kültüründen feyiz alması gerekir yani geçmişini bilmesi ve o bilinçle hareket etmesi gerekir. Bunları öğrendikten ve feyiz aldıktan sonra yeni yorumlarla çağdaş dünyaya açılması gerekir. Ben de sergideki eserlerimi bu tarz yeni yorumlarla şekillendirmeye çalıştım."GELENEKSEL SANATLARA İLGİ ARTIYOREbru sanatçısı Sevgi Şen de son yıllarda geleneksel sanatlara olan ilginin arttığını vurguladı.Şen, konuya ilişkin şu değerlendirmede bulundu:"Geleneksel sanatlar, elbette bizim kendi değerlerimizi ortaya koyan bir anlama sahip. Bununla ilgili kursların yaygınlaşması, bu işe emek veren büyük sanatçıların özen göstermesi ve talebe yetiştirmesi, farklı sergilerle bu alanın yaygınlaştırılması, buraya ilginin artmasındaki önemli nedenler. Bizler de kendi köklerimizden gelen bu sanata bir anlamda sahip çıkmaya çalışıyoruz."Sanatçı, serginin geleneksel sanatlara ilişkin yeni arayışların göstergesi olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:"Geleneksel, adı üzerinde kendinden önce gelene ek yapılan bir anlama sahip. Üzerine herhangi bir şey konmadan eskinin bire bir tekrarıyla bir şeyin gelişmesi mümkün değil. Bu, sanat dışındaki diğer alanlar için de geçerli bir durum. Dolayısıyla insanların arayışları, teknolojinin imkanları gibi unsurlarla sanatçılar da kendi özgün tasarımını ekleyerek gelişiyor. Böylece hem köklerine bağlı hem de yeni ve farklı eserler ortaya çıkıyor."LALE MOTİFİ SERGİNİN ANA TEMASINI OLUŞTURUYORHat, tezhip ve minyatür sanatçısı Kübra Ünsaç da serginin düzenlenmesinde Lale Vakfı’nın önemli rol oynadığını söyledi.Ünsaç, sergiye ilişkin şu değerlendirmede bulundu:"Bu projenin içinde olmaktan mutluluk duyuyorum. Böyle değerli bir yerde, Lale Müzesi'nde olmak, benim için çok özel bir anlama sahip. Ben de sergiye hattın matematiğini yapan eserlerimden birkaç tanesiyle yer aldım."Ünsaç, sergide lalenin önemli bir sembol olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:"Lale, bizler için Tanrı'nın bir ifadesidir. Biz, hatta Allah'ı yazdığımızda karşısına laleyi koyarız. Peygamberimizi yazarken de gülü koyarız. Sonsuzluğu, birliği, tevhidi ifade ettiği için lale vazgeçilmezdir. Bunu eserlerimde de ortaya koymaya çalıştım."İSTANBUL VE LALE İLİŞKİSİHattat Zeynep Çilek Çimen ise lalenin İstanbul için özel bir anlam taşıdığını ifade etti.Çimen, şu değerlendirmede bulundu:"Lale, İstanbul tarihi için mekansal olarak bir kurgu alanını ifade eder. Osmanlı döneminde özellikle has bahçelerde çok fazla kullanılır yani İstanbul için lale, çok önemli bir yerde durmaktadır. Dolayısıyla bu durum bize Lale Müzesi'nin neden var olduğunu, onun, örneğin çinilerimizde, geleneksel süslemelerde ve motiflerde neden yer aldığını bize göstermektedir."Sergide Eda Şahan, Emel Gemici, Fatma Şan, Hatice Uçar, Hikmet Barutçugil, İlker Selimler, İsmail Acar, İsmail Yiğit, Kübra Ünsaç, Osman Yılmazer, Savaş Çevik, Sevgi Şen, Şehnaz Biçer, Taner Alakuş ve Zeynep Çilek’in eserleri yer alıyor.Sergi, 30 Mart’a kadar ziyaret edilebilecek.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve adliyehaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.