Savaş tüm hesapları karıştırdı! Dünyayı yeniden enflasyon korkusu sardı

Ekonomi 27.03.2026 - 09:21, Güncelleme: 27.03.2026 - 09:21 93 kez okundu.
 

Savaş tüm hesapları karıştırdı! Dünyayı yeniden enflasyon korkusu sardı

ABD–İran savaşıyla birlikte enerji arzında yaşanan kırılma, küresel enflasyonda düşüş beklentilerini tersine çevirdi. Petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki sert yükseliş, üretimden lojistiğe kadar tüm maliyetleri yukarı çekerken, OECD, IMF ve Dünya Bankası’nın 2026 için yaptığı iyimser tahminlerin yukarı yönlü revize edilmesi bekleniyor. Uzmanlar, firmaların nakit akışını güçlendirmesi, senaryo bazlı bütçe yapması gerektiğini vurguluyor.
Dünya ekonomisi 2026’ya girerken enflasyon cephesinde iyimser beklentiler hâkimdi. OECD, IMF ve Dünya Bankası gibi önde gelen kuruluşlar, küresel enflasyonun yavaşlama eğilimini sürdüreceğini öngörüyordu. Ancak geçen ay patlak veren ABD–İran savaşı, enerji fiyatlarını sert şekilde yukarı çekerek, tabloyu kısa sürede değiştirdi. Küresel piyasalarda enflasyon hesabı değişti.  SAVAŞ ÖNCESİ TAHMİNLER OECD’nin son projeksiyonunda, üye ülkeler dahil küresel enflasyonun 2026’da yüzde 3.2’ye inmesi bekleniyordu. Bu tahmin, pandemi sonrası yükselen fiyatların kademeli olarak gevşeyeceği yönünde olumlu bir sinyal olarak değerlendirilmişti. IMF ise Ocak 2026 Dünya Ekonomik Görünümü raporunda küresel enflasyonun düşmeye devam ettiğini belirtmişti. Dünya Bankası da 2026 görünümünde, enerji maliyetlerinde beklenen gevşeme ile birlikte küresel enflasyonun yüzde 2.6’ya gerilemesini öngörüyordu. Uluslararası kuruluşların bu tahminleri, savaş öncesi dünya genelinde daha istikrarlı ve öngörülebilir bir enflasyon patikasını gösteriyordu. ENERJİ FİYATLARI VE FAİZLERDE YÜKSELME Şubat ayında başlayan savaşla petrol fiyatları hızla yükselmeye başladı. Enerji maliyetlerindeki artış, tüm tahminleri alt üst etti. ABD’de benzinin galon fiyatı bir ayda 88 sent arttı; bu artışın enflasyonun en az birkaç ay daha yukarda seyretmesine neden olacağı belirtiliyor. Aralık 2025’te yayımladığı projeksiyonda 2026 sonu için yüzde 2.6 enflasyon tahmininde bulunan Fed’in, savaş sonrası bu tahminini yüzde 3 olarak revize etmesi bekleniyor. Avrupa’da da enerji şoku nedeniyle Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve İngiltere Merkez Bankası’nın faiz indirme ihtimalinin tamamen ortadan kalktığı belirtiliyor. Savaşın tırmandırdığı enerji fiyatları, üretim maliyetlerinden taşımaya, gıdadan tüketim malına kadar tüm kalemlerde baskı yaratıyor. Brent petrolün 111 dolar seviyesine kadar yükselmesi, küresel enflasyon beklentilerini daha da artırdı. En büyük endişe kaynağı ise enerji arz zincirine yönelik tehditler, özellikle Hürmüz Boğazı gibi kritik geçiş noktalarında artan risk nedeniyle kalıcı bir küresel enflasyon tabanı oluşması. TARİHİ ARZ ŞOKU YAŞANIYOR İstanbul Nişantaşı Üniversitesi Ekonomi-Finans Bölüm Başkanı Doç. Dr. Caner Özdurak, Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapanmasının, sadece bölgesel bir gerginlik değil, küresel petrol arzının yüzde 20’sinin ve LNG ticaretinin beşte birinin devre dışı kalmasıyla sonuçlanan tarihsel bir arz şoku olduğunu söyledi. Brent petrolün 120 dolar bandını zorladığına dikkat çeken Özdurak, Türkiye’nin durumunu şöyle değerlendirdi: “Türkiye gibi enerji ithalatçısı bir ekonomi için maliyet enflasyonu kaçınılmaz. Kısa vadede akaryakıt ve elektrik fiyatlarındaki artışın lojistik zinciri üzerinden tüm mal grubuna yayılması, enflasyonun düşüş eğilimini tamamen sekteye uğrattı.  Özellikle Nisan 2026 için beklenen enerji tarifesi güncellemeleri, bu enflasyonist baskıyı daha da derinleştirecek. Bu dönemde, devlet desteği sınırlarının (SKTT) aşağı çekilmesiyle milyonlarca abonenin maliyet odaklı tarifelere geçmesi ve sanayi tarifelerindeki artışın ürün fiyatlarına doğrudan yansıması ihtimali, enflasyonun yumuşak karnı. Orta vadede ise bu durum, üretim maliyetlerinin kalıcı olarak yükselmesi ve sanayi sektöründe bir maliyet kıskacı oluşması anlamına geliyor.” NAVLUN VE GÜBRE ETKİSİ  Jeopolitik risklerin uzamasının, Türkiye’nin enflasyon dinamiklerinde özellikle gıda, ulaştırma ve hizmetler sektöründe kronik bir bozulmaya yol açabileceğini söyleyen Doç. Dr. Özdurak, savaş sonrası enflasyon tahminine ilişkin de “Navlun maliyetleri ve gübre fiyatlarındaki küresel artış, gıda enflasyonunu mevsimsel etkilerden bağımsız hale getirerek katılaştırıyor. Mevcut göstergeler ve enerji şokunun çarpan etkisiyle 2026 yılı sonu Türkiye enflasyon beklentisini yüzde 25-26 bandında öngörüyorum” diye konuştu.  ZİNCİRLEME REAKSİYON   Global Politik Ekonomi Uzmanı ve İstanbul Aydın Üniversitesi Dr. Öğretim Üyesi Elif Kaya da İsrail’in İran’daki Güney Pars doğalgaz sahasına yönelik saldırısı ve İran’ın buna karşılık Katar’daki LNG tesislerini hedef almasıyla yaşananların sadece ‘Hürmüz Boğazı riski’ değil, doğrudan küresel enerji üretim ve ihracat kapasitesine yönelik eş zamanlı bir şok anlamına gediğini söyledi. Bu gelişmelerin ardından Brent petrol fiyatının 116 dolara yükselmesinin, piyasanın yalnızca jeopolitik risk primini değil, aynı zamanda gerçek ve potansiyel arz kaybını fiyatladığını gösterdiğini belirten Dr. Kaya, Türkiye açısından durumu şöyle anlattı: “Türkiye açısından kısa vadede ilk etki, enerji ithalat faturasının belirgin biçimde yükselmesi olur. Türkiye, net enerji ithalatçısı bir ekonomi. Özellikle petrol, doğalgaz ve bunların elektrik, sanayi ve ulaştırma maliyetleri üzerinden enflasyona geçişi oldukça güçlü. TÜİK’in 2026 TÜFE ağırlıklarına baktığımızda ulaştırmanın sepetteki ağırlığı yüzde 16.62; konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtların ağırlığı ise yüzde 11.40. Bu nedenle enerji şoku önce akaryakıt, doğalgaz ve elektrik üzerinden doğrudan; ardından taşımacılık, lojistik ve üretim maliyetleri üzerinden dolaylı olarak fiyatlara yansır. Kısa vadede manşet enflasyonda güçlü bir yukarı yönlü baskı, orta vadede ise maliyet enflasyonu ile kur geçişkenliğinin birleştiği daha derin bir etki ihtimalini güçlendiriyor. Bu durumda enflasyon dinamiklerinde bozulma daha geniş ve kalıcı bir alana yayılabilir.” KÂRA DEĞİL NAKİT AKIŞINA BAKIN  Dr. Elif Kaya-Global Politik Uzmanı, İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi: İş dünyası yüksek enflasyonu yalnızca fiyat artışı olarak değil; finansman, kur, tedarik, enerji ve talep risklerinin birleştiği çok boyutlu bir operasyonel ortam olarak değerlendirmeli. Petrol fiyatlarının kısa sürede 116 dolar seviyesine yükselmesi, enerji maliyetlerinin öngörülebilirliğini azaltıyor. Belirsizlik yeni normal haline geliyor. Bu nedenle firmaların sabit yıllık bütçeler yerine senaryo bazlı planlama modellerine yönelmesi gerekir. Tedarik zinciri yönetimi yeniden yapılandırılmalı. Tek bir kaynağa veya güzergâha bağımlılık, bu tür jeopolitik şoklarda ciddi risk.  Alternatif tedarikçi ağları, esnek lojistik çözümleri ve kritik girdilerde stratejik stok yönetimi önemli.  Kur riski, vade uyumsuzluğu ve işletme sermayesi baskısı bu tür dönemlerde hızla artar. Enerji ve kur şoklarının birlikte yaşandığı bir ortamda, fiyatlama ve finansman stratejilerinin birlikte yönetilmesi kritik hale gelir.Ayrıca verimlilik ve enerji yönetimi öne çıkıyor. Enerji verimliliği yatırımları, süreç optimizasyonu ve maliyet kontrolü, firmaların dayanıklılığını belirleyen temel unsurlar haline geliyor.  İHTİYATLI TEDARİK VE STOK YÖNETİMİ GEREKİR Doç. Dr. Caner Özdurak-İstanbul Nişantaşı Üniversitesi Ekonomi-Finans Bölüm Başkanı: Savaşın uzaması ve enerji fiyatlarındaki oynaklık karşısında Türkiye’nin enflasyonla mücadele stratejisi, sadece faiz araçlarına hapsolmamalı. Enerji yoğunluğu yüksek sektörlerde verimlilik yatırımlarının hızlandırılması, yenilenebilir enerjiye geçişin teşvik edilmesi ve arz güvenliğini sağlayacak stratejik stok yönetiminin güçlendirilmesi kritik önemde. İş dünyası ise bu yüksek ve katı enflasyon dönemine bilanço dayanıklılığını artırarak hazırlanmalı. Nakit akışı yönetimi kârlılığın önüne geçmeli, kur ve emtia risklerine karşı finansal korunma mekanizmaları eksiksiz işletilmeli. Şirketler, sadece fiyat artırarak maliyet karşılamaya çalışmak yerine operasyonel çeviklik kazanmalı, dijitalleşme ile birim maliyetlerini düşürmeli ve tedarik zincirindeki kırılganlıklara karşı daha ihtiyatlı bir stok modeline geçmeli. 
ABD–İran savaşıyla birlikte enerji arzında yaşanan kırılma, küresel enflasyonda düşüş beklentilerini tersine çevirdi. Petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki sert yükseliş, üretimden lojistiğe kadar tüm maliyetleri yukarı çekerken, OECD, IMF ve Dünya Bankası’nın 2026 için yaptığı iyimser tahminlerin yukarı yönlü revize edilmesi bekleniyor. Uzmanlar, firmaların nakit akışını güçlendirmesi, senaryo bazlı bütçe yapması gerektiğini vurguluyor.

Dünya ekonomisi 2026’ya girerken enflasyon cephesinde iyimser beklentiler hâkimdi. OECD, IMF ve Dünya Bankası gibi önde gelen kuruluşlar, küresel enflasyonun yavaşlama eğilimini sürdüreceğini öngörüyordu. Ancak geçen ay patlak veren ABD–İran savaşı, enerji fiyatlarını sert şekilde yukarı çekerek, tabloyu kısa sürede değiştirdi. Küresel piyasalarda enflasyon hesabı değişti.  SAVAŞ ÖNCESİ TAHMİNLER OECD’nin son projeksiyonunda, üye ülkeler dahil küresel enflasyonun 2026’da yüzde 3.2’ye inmesi bekleniyordu. Bu tahmin, pandemi sonrası yükselen fiyatların kademeli olarak gevşeyeceği yönünde olumlu bir sinyal olarak değerlendirilmişti. IMF ise Ocak 2026 Dünya Ekonomik Görünümü raporunda küresel enflasyonun düşmeye devam ettiğini belirtmişti. Dünya Bankası da 2026 görünümünde, enerji maliyetlerinde beklenen gevşeme ile birlikte küresel enflasyonun yüzde 2.6’ya gerilemesini öngörüyordu. Uluslararası kuruluşların bu tahminleri, savaş öncesi dünya genelinde daha istikrarlı ve öngörülebilir bir enflasyon patikasını gösteriyordu. ENERJİ FİYATLARI VE FAİZLERDE YÜKSELME Şubat ayında başlayan savaşla petrol fiyatları hızla yükselmeye başladı. Enerji maliyetlerindeki artış, tüm tahminleri alt üst etti. ABD’de benzinin galon fiyatı bir ayda 88 sent arttı; bu artışın enflasyonun en az birkaç ay daha yukarda seyretmesine neden olacağı belirtiliyor. Aralık 2025’te yayımladığı projeksiyonda 2026 sonu için yüzde 2.6 enflasyon tahmininde bulunan Fed’in, savaş sonrası bu tahminini yüzde 3 olarak revize etmesi bekleniyor. Avrupa’da da enerji şoku nedeniyle Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve İngiltere Merkez Bankası’nın faiz indirme ihtimalinin tamamen ortadan kalktığı belirtiliyor. Savaşın tırmandırdığı enerji fiyatları, üretim maliyetlerinden taşımaya, gıdadan tüketim malına kadar tüm kalemlerde baskı yaratıyor. Brent petrolün 111 dolar seviyesine kadar yükselmesi, küresel enflasyon beklentilerini daha da artırdı. En büyük endişe kaynağı ise enerji arz zincirine yönelik tehditler, özellikle Hürmüz Boğazı gibi kritik geçiş noktalarında artan risk nedeniyle kalıcı bir küresel enflasyon tabanı oluşması. TARİHİ ARZ ŞOKU YAŞANIYOR İstanbul Nişantaşı Üniversitesi Ekonomi-Finans Bölüm Başkanı Doç. Dr. Caner Özdurak, Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapanmasının, sadece bölgesel bir gerginlik değil, küresel petrol arzının yüzde 20’sinin ve LNG ticaretinin beşte birinin devre dışı kalmasıyla sonuçlanan tarihsel bir arz şoku olduğunu söyledi. Brent petrolün 120 dolar bandını zorladığına dikkat çeken Özdurak, Türkiye’nin durumunu şöyle değerlendirdi: “Türkiye gibi enerji ithalatçısı bir ekonomi için maliyet enflasyonu kaçınılmaz. Kısa vadede akaryakıt ve elektrik fiyatlarındaki artışın lojistik zinciri üzerinden tüm mal grubuna yayılması, enflasyonun düşüş eğilimini tamamen sekteye uğrattı.  Özellikle Nisan 2026 için beklenen enerji tarifesi güncellemeleri, bu enflasyonist baskıyı daha da derinleştirecek. Bu dönemde, devlet desteği sınırlarının (SKTT) aşağı çekilmesiyle milyonlarca abonenin maliyet odaklı tarifelere geçmesi ve sanayi tarifelerindeki artışın ürün fiyatlarına doğrudan yansıması ihtimali, enflasyonun yumuşak karnı. Orta vadede ise bu durum, üretim maliyetlerinin kalıcı olarak yükselmesi ve sanayi sektöründe bir maliyet kıskacı oluşması anlamına geliyor.” NAVLUN VE GÜBRE ETKİSİ  Jeopolitik risklerin uzamasının, Türkiye’nin enflasyon dinamiklerinde özellikle gıda, ulaştırma ve hizmetler sektöründe kronik bir bozulmaya yol açabileceğini söyleyen Doç. Dr. Özdurak, savaş sonrası enflasyon tahminine ilişkin de “Navlun maliyetleri ve gübre fiyatlarındaki küresel artış, gıda enflasyonunu mevsimsel etkilerden bağımsız hale getirerek katılaştırıyor. Mevcut göstergeler ve enerji şokunun çarpan etkisiyle 2026 yılı sonu Türkiye enflasyon beklentisini yüzde 25-26 bandında öngörüyorum” diye konuştu.  ZİNCİRLEME REAKSİYON   Global Politik Ekonomi Uzmanı ve İstanbul Aydın Üniversitesi Dr. Öğretim Üyesi Elif Kaya da İsrail’in İran’daki Güney Pars doğalgaz sahasına yönelik saldırısı ve İran’ın buna karşılık Katar’daki LNG tesislerini hedef almasıyla yaşananların sadece ‘Hürmüz Boğazı riski’ değil, doğrudan küresel enerji üretim ve ihracat kapasitesine yönelik eş zamanlı bir şok anlamına gediğini söyledi. Bu gelişmelerin ardından Brent petrol fiyatının 116 dolara yükselmesinin, piyasanın yalnızca jeopolitik risk primini değil, aynı zamanda gerçek ve potansiyel arz kaybını fiyatladığını gösterdiğini belirten Dr. Kaya, Türkiye açısından durumu şöyle anlattı: “Türkiye açısından kısa vadede ilk etki, enerji ithalat faturasının belirgin biçimde yükselmesi olur. Türkiye, net enerji ithalatçısı bir ekonomi. Özellikle petrol, doğalgaz ve bunların elektrik, sanayi ve ulaştırma maliyetleri üzerinden enflasyona geçişi oldukça güçlü. TÜİK’in 2026 TÜFE ağırlıklarına baktığımızda ulaştırmanın sepetteki ağırlığı yüzde 16.62; konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtların ağırlığı ise yüzde 11.40. Bu nedenle enerji şoku önce akaryakıt, doğalgaz ve elektrik üzerinden doğrudan; ardından taşımacılık, lojistik ve üretim maliyetleri üzerinden dolaylı olarak fiyatlara yansır. Kısa vadede manşet enflasyonda güçlü bir yukarı yönlü baskı, orta vadede ise maliyet enflasyonu ile kur geçişkenliğinin birleştiği daha derin bir etki ihtimalini güçlendiriyor. Bu durumda enflasyon dinamiklerinde bozulma daha geniş ve kalıcı bir alana yayılabilir.” KÂRA DEĞİL NAKİT AKIŞINA BAKIN  Dr. Elif Kaya-Global Politik Uzmanı, İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi: İş dünyası yüksek enflasyonu yalnızca fiyat artışı olarak değil; finansman, kur, tedarik, enerji ve talep risklerinin birleştiği çok boyutlu bir operasyonel ortam olarak değerlendirmeli. Petrol fiyatlarının kısa sürede 116 dolar seviyesine yükselmesi, enerji maliyetlerinin öngörülebilirliğini azaltıyor. Belirsizlik yeni normal haline geliyor. Bu nedenle firmaların sabit yıllık bütçeler yerine senaryo bazlı planlama modellerine yönelmesi gerekir. Tedarik zinciri yönetimi yeniden yapılandırılmalı. Tek bir kaynağa veya güzergâha bağımlılık, bu tür jeopolitik şoklarda ciddi risk.  Alternatif tedarikçi ağları, esnek lojistik çözümleri ve kritik girdilerde stratejik stok yönetimi önemli.  Kur riski, vade uyumsuzluğu ve işletme sermayesi baskısı bu tür dönemlerde hızla artar. Enerji ve kur şoklarının birlikte yaşandığı bir ortamda, fiyatlama ve finansman stratejilerinin birlikte yönetilmesi kritik hale gelir.Ayrıca verimlilik ve enerji yönetimi öne çıkıyor. Enerji verimliliği yatırımları, süreç optimizasyonu ve maliyet kontrolü, firmaların dayanıklılığını belirleyen temel unsurlar haline geliyor.  İHTİYATLI TEDARİK VE STOK YÖNETİMİ GEREKİR Doç. Dr. Caner Özdurak-İstanbul Nişantaşı Üniversitesi Ekonomi-Finans Bölüm Başkanı: Savaşın uzaması ve enerji fiyatlarındaki oynaklık karşısında Türkiye’nin enflasyonla mücadele stratejisi, sadece faiz araçlarına hapsolmamalı. Enerji yoğunluğu yüksek sektörlerde verimlilik yatırımlarının hızlandırılması, yenilenebilir enerjiye geçişin teşvik edilmesi ve arz güvenliğini sağlayacak stratejik stok yönetiminin güçlendirilmesi kritik önemde. İş dünyası ise bu yüksek ve katı enflasyon dönemine bilanço dayanıklılığını artırarak hazırlanmalı. Nakit akışı yönetimi kârlılığın önüne geçmeli, kur ve emtia risklerine karşı finansal korunma mekanizmaları eksiksiz işletilmeli. Şirketler, sadece fiyat artırarak maliyet karşılamaya çalışmak yerine operasyonel çeviklik kazanmalı, dijitalleşme ile birim maliyetlerini düşürmeli ve tedarik zincirindeki kırılganlıklara karşı daha ihtiyatlı bir stok modeline geçmeli. 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve adliyehaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.