Piyasalarda 'Hürmüz' denklemi! Arz riski petrolde fiyatı belirleyecek

Gündem 27.02.2026 - 09:20, Güncelleme: 27.02.2026 - 09:20 176 kez okundu.
 

Piyasalarda 'Hürmüz' denklemi! Arz riski petrolde fiyatı belirleyecek

ABD ile İran arasında tırmanan askeri gerilim, küresel enerji piyasalarında ‘savaş primi’ni yeniden devreye soktu. Küresel petrol arzının yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’na yönelik risk algısı artarken, Brent petrol 70 doların üzerine çıktı. Piyasalar, fiziki kesinti olmasa da olası arz şokunu fiyatlamaya başladı.
Orta Doğu’da sular bir kez daha ısınıyor. ABD ve İran arasında uzun süredir devam eden ‘gölge savaş’, son günlerde yerini doğrudan restleşmeye ve askeri gövde gösterilerine bıraktı. Diplomatik kanallardan şimdilik sonuç alınamaması ve taraflardan gelen tansiyonu yükseltici açıklamalarla birlikte enerji piyasaları, jeopolitik riskleri fiyatlamaya başladı. Brent petrol varil başına 70 doların üzerinde tutunarak 80 dolar bandını zorlarken, analistler küresel bir ‘arz şoku’ ihtimalini masaya yatırdı.'SAVAŞ PRİMİ' FİYATLAMASIEnerji piyasaları, arz-talep dengesinden ziyade şu an tamamen ‘haber akışı’ ile hareket ediyor. Gerilimin tırmanmasıyla birlikte Brent tipi ham petrolün varil fiyatı, kısa sürede yüzde 5’i aşan bir değer artışıyla 70 doların üzerine yerleşti. Analistler yatırımcıların, henüz fiziki bir arz kesintisi olmamasına rağmen ‘olası bir kesinti’ ihtimalini (risk primini) fiyatlara dahil ettiğini belirtiyor. Küresel fon yöneticileri, portföylerindeki riskli varlıkları azaltıp, güvenli liman olarak görülen altına ve stratejik emtia olan petrole yöneldi. Volatilite endeksi (VIX) tırmanışa geçti.ENERJİNİN ‘ŞAH DAMARI’Piyasalardaki paniğin temelinde tek bir coğrafi nokta yatıyor: Hürmüz Boğazı. Basra Körfezi ile Umman Denizi’ni birbirine bağlayan bu dar su yolu, küresel enerji güvenliğinin ‘şah damarı’ olarak kabul ediliyor. Küresel petrol arzının yaklaşık yüzde 20’si, deniz yoluyla taşınan petrolün ise neredeyse yüzde 30’u bu boğazdan geçiyor. Suudi Arabistan, Irak, BAE, Kuveyt ve İran petrollerinin dünyaya açıldığı ana kapı burası. Daha da önemlisi, dünyanın en büyük LNG (sıvılaştırılmış doğalgaz) ihracatçısı Katar’ın tek çıkış noktası da Hürmüz. Boğaz’ın tamamen trafiğe kapatılması veya mayınlanması, günlük yaklaşık 21 milyon varil petrol ve petrol ürününün piyasadan çekilmesi anlamına geliyor. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre, dünyada bu hacmi telafi edebilecek bir ‘yedek kapasite’ veya ‘alternatif boru hattı ağı’ bulunmuyor.İYİ-KÖTÜ SENARYOLAREkonomistler ve enerji stratejistleri, önümüzdeki günler için iki temel senaryo üzerinde duruyor. İlk senaryo, gerilimin ‘kontrollü’ kalması, en muhtemel senaryo olarak görülüyor. Tarafların karşılıklı gövde gösterisinden sonra Umman veya İsviçre’deki görüşmelerde arabulucular vasıtasıyla tansiyonu düşürmesi bekleniyor. Bu durumda petrol fiyatlarındaki ‘savaş köpüğü’ sönebilir ve Brent petrol yeniden 70 doların altına, ekonomik temellerin gerektirdiği seviyeye gerileyebilir. Bu senaryo, küresel enflasyonla mücadele eden merkez bankaları için en arzu edilen durum.İkinci senaryo ise İran'ın misilleme olarak Hürmüz Boğazı'nda bir tankere el koyması veya ABD donanması ile sıcak temas yaşanması durumu. Deloitte ve uluslararası yatırım bankalarının analizlerine göre; böyle bir durumda petrol fiyatlarının hızla 100 doları aşabileceği ve Brent tarafında rekor fiyatlamanın olabileceği öngörüldü.STAGFLASYON TEHLİKESİPetrol fiyatlarındaki olası bir şok, küresel ekonomi için en kötü zamanlamaya denk geliyor. ABD Merkez Bankası (Fed) ve Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) faiz indirim döngüsüne girdiği bir dönemde, enerji maliyetlerinin artması tüm hesapları bozabilir. Yüksek petrol fiyatı; üretim maliyetlerini artırıp, tüketici talebini baskılayarak ekonomileri durgunluğa iterken, aynı zamanda enflasyonu körükleyerek ‘stagflasyon’ (durgunluk içinde enflasyon) riskini doğuruyor. Özellikle enerji ithalatçısı konumundaki Avrupa ülkeleri, Çin, Hindistan ve Japonya bu senaryodan en büyük yarayı alabilecek ekonomiler olarak öne çıkıyor.TÜRKİYE İÇİN NEDEN ÖNEMLİ?ABD-İran gerilimi, Türkiye ekonomisini de yakından ilgilendiriyor. Enerji faturasını düşürmeye odaklanan Türkiye için petrol fiyatlarının seyri, makroekonomik hedeflerin tutturulması açısından önemli. Orta Vadeli Program’da (OVP), petrol fiyatlarının belirli bir istikrar bandında seyredeceği tahmin edildi.Petrol fiyatlarındaki artış, sadece akaryakıt pompa fiyatlarını değil; nakliyeden tarımsal üretime (gübre/mazot) kadar her ürünün maliyetini artırabileceği için Merkez Bankası'nın dezenflasyon sürecini yakından ilgilendiriyor. Ekonomistlerin genel kabul gören hesaplamasına göre; petrol fiyatlarındaki her 10 dolarlık kalıcı artış, Türkiye'nin cari açığını yaklaşık 4-5 milyar dolar artırıyor. Düşük ve stabil petrol fiyatları, Türkiye'nin döviz ihtiyacını azaltırken, yüksek fiyatlar dış ticaret dengesi üzerinde baskı oluşturuyor.80 DOLAR GÖRÜLEBİLİR ANCAK KALICILIK BEKLENMİYORİran-ABD hattında yükselen tansiyonun enerji piyasalarına etkisini İstanbul Ticaret'e değerlendiren Emtia Piyasaları Uzmanı Ekonomist Zafer Ergezen, çatışma haberlerine rağmen petrol fiyatlarında çok sert ve kalıcı yükselişler öngörmediğini belirtti. İLERİ VADELİ TALEPSıcak çatışma ortamının oluşması durumunda fiyatların 80 dolar seviyesini görebileceğini belirten Ergezen, buna karşın bu seviyelerin üzerinde kalıcılık beklemediğini ifade etti. Ergezen, “Hürmüz Boğazı'nın kapanacağı veya lojistik risklerin oluşacağı endişesiyle ileri vadeli talep bugüne çekilmiş durumda. Fiyatlardaki yükselişin nedeni bu. Ancak talep tekrar normale döndüğünde fiyatlarda yeniden geri çekilme göreceğimizi düşünüyorum” dedi.100 DOLAR SENARYOSU GERÇEKÇİ DEĞİLPiyasalarda konuşulan 100 dolar ihtimalini değerlendiren Ergezen, mevcut görünümde bu seviyenin gerçekçi olmadığını vurguladı. Ergezen, “Fiyatların 80 doların üzerine çıkması için fiziki savaşın başlaması, Hürmüz Boğazı'nın kapanması ve dünya genelinde ciddi bir ticaret riski oluşması lazım. Mevcut görünüm 100 doları işaret etmiyor” diye konuştu.HÜRMÜZ RİSKİNİN TELAFİSİ MÜMKÜN OLMAZKüresel petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 30'unun geçtiği Hürmüz Boğazı'nın fiziki olarak kapatılmasının ise denklemi değiştirebileceğine dikkat çekti. Ergezen, sadece İran değil; Dubai ve Katar üzerinden giden ticaretin de etkileneceğini belirterek, “Bunun telafi edilebilmesi çok mümkün değil. Böyle bir durumda yukarı yönlü ciddi fiyatlamalar gerçekleşir” değerlendirmesinde bulundu.TÜRKİYE'YE ETKİSİ SINIRLI KALIRPetrol fiyatlarındaki artışın Türkiye'nin cari açık ve enflasyon hedeflerine etkisine de değinen Ergezen, fiyatlarda kalıcılık beklemediği için olumsuz etkinin sınırlı kalacağını öngördü. Ergezen, “Orta Vadeli Program'a (OVP) baktığımız zaman zaten petrol fiyatları normal seviyeler olarak kabul ediliyor. Bu nedenle hedeflerde çok büyük bir sapma yaratacağını söyleyemem” dedi. 
ABD ile İran arasında tırmanan askeri gerilim, küresel enerji piyasalarında ‘savaş primi’ni yeniden devreye soktu. Küresel petrol arzının yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’na yönelik risk algısı artarken, Brent petrol 70 doların üzerine çıktı. Piyasalar, fiziki kesinti olmasa da olası arz şokunu fiyatlamaya başladı.

Orta Doğu’da sular bir kez daha ısınıyor. ABD ve İran arasında uzun süredir devam eden ‘gölge savaş’, son günlerde yerini doğrudan restleşmeye ve askeri gövde gösterilerine bıraktı. Diplomatik kanallardan şimdilik sonuç alınamaması ve taraflardan gelen tansiyonu yükseltici açıklamalarla birlikte enerji piyasaları, jeopolitik riskleri fiyatlamaya başladı. Brent petrol varil başına 70 doların üzerinde tutunarak 80 dolar bandını zorlarken, analistler küresel bir ‘arz şoku’ ihtimalini masaya yatırdı.'SAVAŞ PRİMİ' FİYATLAMASIEnerji piyasaları, arz-talep dengesinden ziyade şu an tamamen ‘haber akışı’ ile hareket ediyor. Gerilimin tırmanmasıyla birlikte Brent tipi ham petrolün varil fiyatı, kısa sürede yüzde 5’i aşan bir değer artışıyla 70 doların üzerine yerleşti. Analistler yatırımcıların, henüz fiziki bir arz kesintisi olmamasına rağmen ‘olası bir kesinti’ ihtimalini (risk primini) fiyatlara dahil ettiğini belirtiyor. Küresel fon yöneticileri, portföylerindeki riskli varlıkları azaltıp, güvenli liman olarak görülen altına ve stratejik emtia olan petrole yöneldi. Volatilite endeksi (VIX) tırmanışa geçti.ENERJİNİN ‘ŞAH DAMARI’Piyasalardaki paniğin temelinde tek bir coğrafi nokta yatıyor: Hürmüz Boğazı. Basra Körfezi ile Umman Denizi’ni birbirine bağlayan bu dar su yolu, küresel enerji güvenliğinin ‘şah damarı’ olarak kabul ediliyor. Küresel petrol arzının yaklaşık yüzde 20’si, deniz yoluyla taşınan petrolün ise neredeyse yüzde 30’u bu boğazdan geçiyor. Suudi Arabistan, Irak, BAE, Kuveyt ve İran petrollerinin dünyaya açıldığı ana kapı burası. Daha da önemlisi, dünyanın en büyük LNG (sıvılaştırılmış doğalgaz) ihracatçısı Katar’ın tek çıkış noktası da Hürmüz. Boğaz’ın tamamen trafiğe kapatılması veya mayınlanması, günlük yaklaşık 21 milyon varil petrol ve petrol ürününün piyasadan çekilmesi anlamına geliyor. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre, dünyada bu hacmi telafi edebilecek bir ‘yedek kapasite’ veya ‘alternatif boru hattı ağı’ bulunmuyor.İYİ-KÖTÜ SENARYOLAREkonomistler ve enerji stratejistleri, önümüzdeki günler için iki temel senaryo üzerinde duruyor. İlk senaryo, gerilimin ‘kontrollü’ kalması, en muhtemel senaryo olarak görülüyor. Tarafların karşılıklı gövde gösterisinden sonra Umman veya İsviçre’deki görüşmelerde arabulucular vasıtasıyla tansiyonu düşürmesi bekleniyor. Bu durumda petrol fiyatlarındaki ‘savaş köpüğü’ sönebilir ve Brent petrol yeniden 70 doların altına, ekonomik temellerin gerektirdiği seviyeye gerileyebilir. Bu senaryo, küresel enflasyonla mücadele eden merkez bankaları için en arzu edilen durum.İkinci senaryo ise İran'ın misilleme olarak Hürmüz Boğazı'nda bir tankere el koyması veya ABD donanması ile sıcak temas yaşanması durumu. Deloitte ve uluslararası yatırım bankalarının analizlerine göre; böyle bir durumda petrol fiyatlarının hızla 100 doları aşabileceği ve Brent tarafında rekor fiyatlamanın olabileceği öngörüldü.STAGFLASYON TEHLİKESİPetrol fiyatlarındaki olası bir şok, küresel ekonomi için en kötü zamanlamaya denk geliyor. ABD Merkez Bankası (Fed) ve Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) faiz indirim döngüsüne girdiği bir dönemde, enerji maliyetlerinin artması tüm hesapları bozabilir. Yüksek petrol fiyatı; üretim maliyetlerini artırıp, tüketici talebini baskılayarak ekonomileri durgunluğa iterken, aynı zamanda enflasyonu körükleyerek ‘stagflasyon’ (durgunluk içinde enflasyon) riskini doğuruyor. Özellikle enerji ithalatçısı konumundaki Avrupa ülkeleri, Çin, Hindistan ve Japonya bu senaryodan en büyük yarayı alabilecek ekonomiler olarak öne çıkıyor.TÜRKİYE İÇİN NEDEN ÖNEMLİ?ABD-İran gerilimi, Türkiye ekonomisini de yakından ilgilendiriyor. Enerji faturasını düşürmeye odaklanan Türkiye için petrol fiyatlarının seyri, makroekonomik hedeflerin tutturulması açısından önemli. Orta Vadeli Program’da (OVP), petrol fiyatlarının belirli bir istikrar bandında seyredeceği tahmin edildi.Petrol fiyatlarındaki artış, sadece akaryakıt pompa fiyatlarını değil; nakliyeden tarımsal üretime (gübre/mazot) kadar her ürünün maliyetini artırabileceği için Merkez Bankası'nın dezenflasyon sürecini yakından ilgilendiriyor. Ekonomistlerin genel kabul gören hesaplamasına göre; petrol fiyatlarındaki her 10 dolarlık kalıcı artış, Türkiye'nin cari açığını yaklaşık 4-5 milyar dolar artırıyor. Düşük ve stabil petrol fiyatları, Türkiye'nin döviz ihtiyacını azaltırken, yüksek fiyatlar dış ticaret dengesi üzerinde baskı oluşturuyor.80 DOLAR GÖRÜLEBİLİR ANCAK KALICILIK BEKLENMİYORİran-ABD hattında yükselen tansiyonun enerji piyasalarına etkisini İstanbul Ticaret'e değerlendiren Emtia Piyasaları Uzmanı Ekonomist Zafer Ergezen, çatışma haberlerine rağmen petrol fiyatlarında çok sert ve kalıcı yükselişler öngörmediğini belirtti. İLERİ VADELİ TALEPSıcak çatışma ortamının oluşması durumunda fiyatların 80 dolar seviyesini görebileceğini belirten Ergezen, buna karşın bu seviyelerin üzerinde kalıcılık beklemediğini ifade etti. Ergezen, “Hürmüz Boğazı'nın kapanacağı veya lojistik risklerin oluşacağı endişesiyle ileri vadeli talep bugüne çekilmiş durumda. Fiyatlardaki yükselişin nedeni bu. Ancak talep tekrar normale döndüğünde fiyatlarda yeniden geri çekilme göreceğimizi düşünüyorum” dedi.100 DOLAR SENARYOSU GERÇEKÇİ DEĞİLPiyasalarda konuşulan 100 dolar ihtimalini değerlendiren Ergezen, mevcut görünümde bu seviyenin gerçekçi olmadığını vurguladı. Ergezen, “Fiyatların 80 doların üzerine çıkması için fiziki savaşın başlaması, Hürmüz Boğazı'nın kapanması ve dünya genelinde ciddi bir ticaret riski oluşması lazım. Mevcut görünüm 100 doları işaret etmiyor” diye konuştu.HÜRMÜZ RİSKİNİN TELAFİSİ MÜMKÜN OLMAZKüresel petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 30'unun geçtiği Hürmüz Boğazı'nın fiziki olarak kapatılmasının ise denklemi değiştirebileceğine dikkat çekti. Ergezen, sadece İran değil; Dubai ve Katar üzerinden giden ticaretin de etkileneceğini belirterek, “Bunun telafi edilebilmesi çok mümkün değil. Böyle bir durumda yukarı yönlü ciddi fiyatlamalar gerçekleşir” değerlendirmesinde bulundu.TÜRKİYE'YE ETKİSİ SINIRLI KALIRPetrol fiyatlarındaki artışın Türkiye'nin cari açık ve enflasyon hedeflerine etkisine de değinen Ergezen, fiyatlarda kalıcılık beklemediği için olumsuz etkinin sınırlı kalacağını öngördü. Ergezen, “Orta Vadeli Program'a (OVP) baktığımız zaman zaten petrol fiyatları normal seviyeler olarak kabul ediliyor. Bu nedenle hedeflerde çok büyük bir sapma yaratacağını söyleyemem” dedi. 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve adliyehaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.