İhracatta görünmeyen destek: Parite
İhracatta görünmeyen destek: Parite
Euro/dolar paritesinin 1.20 seviyesini test etmesi, Türkiye’nin Euro Bölgesi’ne yaptığı ihracata güç kattı. 2025’te ihracattaki yüzde 4.5’lik artışın yaklaşık 2.5 puanı paritedeki artıştan kaynaklandı.
Küresel piyasalarda dolar üzerindeki baskının artmasıyla birlikte Euro/dolar paritesi Haziran 2021’den bu yana en yüksek seviyesine çıktı. Euro, 1.20 seviyesini test ederek son 4.5 yılın zirvesini gördü. Paritedeki yükselişte, geçen yıl Donald Trump’ın Beyaz Saray’a dönüşüyle yeniden uyguladığı ‘Önce Amerika’ politikası, doların küresel rezerv para rolüne ilişkin tartışmalar ve ABD para politikasına yönelik belirsizlikler de etkili oldu. 1.1 MİLYAR DOLARLIK KATKI Geçen hafta 1.20 seviyesine kadar yükselen Euro/dolar paritesi, aynı süre baz alındığında; İsviçre frangı, Japon yeni, Kanada doları, İngiliz sterlini ve İsveç kronu karşısındaki performansını ölçen dolar endeksi, Japon finans piyasalarındaki kırılganlığın da etkisiyle 96.5 puanın altına inerek son 4 yılın en düşük seviyesine geriledi. Sterlin de dolar karşısında Ekim 2021’den bu yana en yüksek seviyesine yükselirken, doların başlıca para birimleri karşısındaki zayıf seyri dikkat çekti. Türkiye de ihracatının büyük bir bölümünü Euro Bölgesi'ne yaptığından, paritedeki bu değişimle ihracat gelirlerini artırıyor. Birim ihracat değerinin 1.54 dolar olduğunu belirten Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe, şu bilgiyi verdi: “İhracat geçen yıl yüzde 4.5 arttı ama bunun yüzde 2.5’i parite etkisi. Yani Euro-dolar paritesi Türkiye’nin lehine çalıştı, daha kolay sattık. Toplamda 11.4 milyar dolar fazla verdik ama bu fazlanın yaklaşık 4.5 milyar doları pariteden geliyor. Kalan ise sadece üç sektörden ve toplam beş firmadan. Parite, ihracatımıza ocak ayında tarihi zirvesini yaparak 1.1 milyar dolarlık pozitif katkı sağladı.” ODAK AB PAZARITürkiye’nin 2025 dış ticaret performansına paritenin etkisine dikkat çeken Yıldız Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mesut Karakaş toplantılarda şöyle değerlendirme yaptı, ihracatın yüzde 4.4 artışla 273.4 milyar dolara, ithalatın ise yüzde 6.2 yükselişle 365.4 milyar dolara yükselmesinin olumlu olduğunu, ancak bu tabloyu yalnızca miktar ve oranlar üzerinden değerlendirmenin, asıl hikayeyi gözden kaçırmaya neden olabileceğini söyledi. 2025 ihracat rakamlarının arkasında Euro/dolar paritesinin sağladığı görünmez ama güçlü bir desteğin bulunduğunu belirten Prof. Dr. Karakaş, şöyle devam etti: “Türkiye, ihracatının yaklaşık yüzde 50’sini AB pazarına yapıyor. Bu ihracatın büyük bölümü Euro cinsinden faturalandırılıyor. İstatistikler dolar bazında tutulduğu için 2025 boyunca Euro/dolar paritesinin yukarı yönlü hareketi, reel anlamda aynı kalan satışların dolar karşılığını otomatik olarak büyüttü.”2026’ya ilişkin parite beklentilerine de değinen Prof. Dr. Karakaş, piyasalarda Euro/dolar paritesi için 1.19–1.25 bandının güçlü bir senaryo olarak konuşulduğunu hatırlattı. Bu beklentinin iki temel nedene dayandığını vurgulayan Karakaş, “Birincisi, ABD’de para politikasına dair değişim sinyalleri. Fed cephesinde olası bir başkan değişimi ve daha büyüme odaklı söylemler, doların küresel gücünü zayıflatabilir. İkincisi ise Avrupa Merkez Bankası’nın enflasyonla mücadelede sona yaklaşması ve faiz indirim sürecini ABD’ye kıyasla daha temkinli yürütmesi. Bu senaryoda paritenin yukarı yönlü seyri ihracatçıya kısa vadeli avantaj sağlıyor. Euro bazlı gelirlerin dolar cinsinden daha yüksek görünmesi bilançolara olumlu yansır” dedi.YENİ DÖNEMDE İHRACATIN FORMÜLÜ2026’ya girerken ihracatçıyı karmaşık bir tablonun beklediğini dile getiren Karakaş, şunları kaydetti: “Euro/dolar paritesi ve Avrupa’nın tedarik zincirlerini yakın coğrafyaya taşıma eğilimi önemli fırsatlar sunuyor. Ancak küresel ticarette yavaşlama, artan korumacılık, karbon düzenlemeleri ve AB’nin yeni serbest ticaret anlaşmaları riskleri de beraberinde getiriyor. Bu nedenle 2026, fiyatla değil, katma değerle rekabet eden, yeşil ve dijital dönüşümünü tamamlayan, Afrika, Körfez ve Asya gibi yeni pazarlara açılabilen ihracatçılar için kazanım yılı olabilir.”EURO BÖLGESİNE AÇILAN KAPILAR Türkiye’nin Euro Bölgesine yaptığı ihracatın artışında bir diğer önemli faktör ise Avrupa’ya açılan sınır kapılarındaki gelişmeler oldu. Bulgaristan Bakanlar Kurulu, Kapitan Andreevo–Kapıkule sınır kapısının Bulgaristan tarafında yeni bir gümrük kapısının inşasını öngören anlaşma taslağına onay verdi. Bu sınır kapısının hizmete girmesiyle özellikle yoğun dönemlerde artan araç ve yolcu trafiğini hafifletmesi amaçlanıyor. Öte yandan, Yunanistan ile sınır olan İpsala sınır kapısı modernize edilirken, Yunanistan’da da Kipi’de yenilenme anlaşması onaylandı.ÜLKELER GÜVEN ARAYIŞIYLA ALTINA YÖNELDİ Analistler, Euro’daki yükselişin arkasında Trump yönetiminin gümrük tarifeleri, ticaret savaşları ve Grönland krizi gibi başlıklarda sergilediği öngörülemez tutumun müttefik ülkeleri alternatif arayışlara yöneltmesinin bulunduğunu belirtiyor. Buna ek olarak, zayıf gelen ABD ekonomik verileri, Federal Reserve’in bağımsızlığına yönelik tartışmalar ve ABD kamu maliyesine ilişkin endişeler dolar üzerindeki baskıyı artırıyor. Dolar, 2024 sonundan bu yana Euro karşısında yaklaşık yüzde 14 değer kaybetti. Bu gerilemenin yalnızca ticaret politikalarıyla değil, ABD’nin küresel güvenlikteki geleneksel rolünden uzaklaşmasıyla da bağlantılı olduğu savunuluyor. Geçtiğimiz hafta İTO’nun Kağıt, Kırtasiye ve Ambalaj Meslek Komitesi Çalışma Toplantısı’nda ekonomik verileri değerlendiren Prof. Dr. Nurullah Gür, ülkelerin dolara güvenin azalmasıyla birlikte rezerv olarak altına yöneldiğine dikkat çekti.EURO’NUN TARİHSEL YOLCULUĞU Euro, 1999 yılında piyasaya sürüldüğünde 1.17 dolar seviyesindeydi. Ancak ortak para birimi, kısa sürede değer kaybederek Ekim 2000’de 0.82 seviyesine kadar geriledi. 2002–2008 döneminde yeniden güçlenen Euro, 2008 yılında 1.60 seviyesine ulaşarak tarihi zirvesini görmüştü.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.