Gıda enflasyonuna karşı ilk adım KGF
Gıda enflasyonuna karşı ilk adım KGF
Gıda enflasyonuna kalıcı çözüm için gıda arzı ve tedarik zinciriyle ilgili yapısal reformlar gündemde. Perakende ve Hal Yasası, yeni tarım organize sanayi bölgelerinin kurulması, gıda enflasyonunun düşmesi için en etkili yol olarak öngörülüyor. Tarımın, Kredi Garanti Fonu (KGF) kapsamına dahil edilmesiyle ilk adım atıldı.
TÜİK tarafından geçtiğimiz günlerde açıklanan ocak ayı enflasyon verilerine göre yıllık enflasyon yüzde 30 oranında arttı. Yıllık enflasyonda en yüksek harcama grubunu gıda oluştururken, enflasyondaki gıda baskısını azaltmak için yapısal çalışmalar gündemde. Tarım, gıda enflasyonu ve Türkiye’nin genel enflasyonu halkasındaki zinciri kırmak için tarım ayağının güçlenmesi için çalışmalar yapılması planlanırken, konunun uzmanlarına göre hem üretici tarafı güçlendirilmeli hem de tüketiciye ulaşan fiyatlar için piyasa düzenlemesi yapılmalı. Taslak aşamasında olan Hal ve Perakende Yasaları ile piyasada fiyat istikrarının sağlanması beklenirken, önümüzdeki günlerde kurulması beklenen yeni tarım organize sanayi bölgeleri ile arz ayağının güçlenmesi hedefleniyor. HİÇ BİTMEYECEK BİR SEKTÖR Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Tarım ÜFE endeksi bir önceki aya kıyasla yüzde 8.46 arttı. Geçen yılın aynı ayına göre artış ise yüzde 43.58 ve 12 aylık ortalamada da yüzde 38.18 arttı. Bu oranlar gözleri yeniden tarımda yapısal reformlara çevirirken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan çiftçilerle buluşmasında Türkiye’de tarımın hiçbir zaman bitmeyeceğini ifade ederek, “Güçlü Türkiye'nin yolu güçlü tarımdan geçer” atılacak adımların ilk sinyalini verdi. Aynı şekilde Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de geçtiğimiz hafta yaptığı bir açıklamada, “Gıda arzının artırılması bizim için çok önemli. 45 tarım bölgesi kurulacak. Buralarda dikey ve örtü altı ürün yetiştirilecek” diye konuşmuştu. KEFALET SİSTEMİ İLE DESTEK Hem üretici ayağını güçlendirmek hem de piyasada dengeleri sağlamak için çeşitli çalışmalar yapılırken, geçtiğimiz günlerde Tarım Kefalet Sistemi Destek Programı’nın da hayata geçirildiği duyuruldu. Kredi Garanti Fonu kapsamında hayata geçirilen proje ile ilk etapta 30 milyar liralık tarımsal krediye teminat sağlanacak. Kredi Garanti Fonu tarım alanında ilk kez böyle bir uygulama yaparken, söz konusu proje ile 12 aya kadar ana para ödemesiz bir kefalet sunulacak. Program ilk etapta kamu ve özel bankalar olmak üzere sekiz bankada başlayacak. GÖZLER YASALARDA Sektör temsilcilerine göre Bu destek mekanizmalarının yanı sıra, yapısal dönüşümlerin başında ise yıllar önce gündeme gelen ancak henüz yasalaşmayan Hal Yasa’sı ve Perakende Yasası geliyor. Ankara Üniversitesi Gıda Güvenliği Enstitüsü Kurucu Müdürü ve Gıda Güvenliği Uzmanı Prof. Dr. Nevzat Arık, amacını ürünlerin toptan ticaretini düzenlemek, aracılık maliyetlerini azaltmak, şeffaflığı artırmak olarak açıkladığı Hal Yasası’nın çıkması halinde fiyat dalgalanmalarının azalacağını söyledi. Arık, atılacak adımları şöyle değerlendirdi: “Ancak gerçek bir etki hem Hal hem de Perakende Yasaları’nın birlikte çıkması ile mümkün. Perakende Yasası’nın da amacı büyük zincir marketlerin fiyat belirleme gücünü sınırlamak, küçük esnaf ve üreticiyi korumaktır. Bu yasa ile, haksız rekabeti azalır üreticinin pazarlık gücünü artar, zincir marketlerin aşırı indirim veya yüksek kâr marjlarıyla piyasayı bozmasını engellenir, tüketiciye daha dengeli fiyat yansır, kısa vadede fiyat istikrarı sağlanabilir. Ancak her iki yasanın da riskleri bertaraf edilerek uygulama yapılması gerekir. “ TEMİNAT GENİŞLETİLİYOR Türkiye’de tarım ürünlerindeki fiyat dalgalanmalarının en büyük etkenlerinden birinin iklim olayları belirtiliyor. Geçtiğimiz yıllarda yaşanan zirai son olayları, sel felaketi ve kuraklık gibi nedenlerle gıda arz güvenliği tehlikeye girerken, bu durum çiftçinin bir sonraki yıl üretim maliyetlerine de yansımıştı. Çiftçiyi iklim değişikliğine bağlı maliyet artış riskinden korumak için hayata geçirilen Tarım Sigortaları Havuzu’nda (TARSİM) don teminatı ve Temel Sigorta Paketi için devlet prim desteğini yüzde 70’e çıkarıldığı geçtiğimiz haftalarda duyurulmuştu. Arık, konu ile ilgili olarak, “Çiftçiye uygun kredi ve teminat mekanizmalarının hayata geçirilmesi arz zincirinin güçlendirilmesindeki en büyük yapısal adımlardan birini oluşturuyor” dedi. PARÇALI ÜRETİM SORUNSALI Tarım uzmanlarına göre Türkiye’de tarımda yaşanan sorunların başında parçalı ve plansız üretim geliyor. Yapısal dönüşüm için planlı üretim adımları atılsa da kooperatif ayağındaki gelişmeler istenen seviyede değil. Küçük üreticilerin birlik olarak üretim yapmasını sağlayan kooperatif sistemi ile üretim belirli bir plan dahilinde yapılabiliyor ve üretim arzında yaşanan bu istikrarlı durum fiyatlara da yansıyor. Küçük bir kara parçasında dünyanın en çok gıda ürünü ihraç eden ülkelerinin başında gelen Hollanda tarımda kooperatifçiliği en etkin kullanan ülkelerin başında geliyor. Hollanda’da tarımsal üretimin yaklaşık yüzde 60’ı kooperatifler vesilesi ile yapılıyor. İKİ AYRI DESTEK MEKANİZMASI Prof. Dr. Nevzat Arık, tarım ve gıdadaki enflasyonun düşmesi için en doğru stratejinin kısa vadede sübvansiyonlarla üreticiyi desteklemek, ama aynı anda uzun vadeli altyapı yatırımlarını hızlandırmak olduğunu ifade etti. Arık tarımda yapısal reformlar için atılması gereken adımları şu şekilde özetledi: *Mazot desteği, gıda enflasyonunu kısa vadede düşürmeye yardımcı olabilir; ancak tek başına kalıcı çözüm değildir. Etkin olabilmesi için desteklerin yeterli miktarda, üretim öncesinde ve sürdürülebilir şekilde verilmesi gerekir.* Sübvansiyonlar, acil dönemlerde çiftçiyi ayakta tutmak için gerekli.* Havza bazlı tarım ürünleri üretimi hızla hayata geçirilmeli. * Çiftçiler, desteğin üretim öncesinde verilmesini talep ediyor. Geç ödenen destekler, maliyet baskısını azaltmada etkisiz kalıyor.* Tarımda sulamada 44 milyar metreküp su kullanılıyor. Bu miktar sulama yöntemi değiştirilerek azaltılabilir.* Gıda ve su israfı engellenmelidir. Gıdada yılda kişi başı 109 kg ve suda184 kg su israfı söz konusudur.* Dijital tarım, hassas tarım teknikleri ve iklim dostu üretim yöntemleri yaygınlaştırılmalı.* Yerli ve dayanıklı tohum üretimi desteklenmeli, girdi maliyetleri düşürülmelidir.* Kuraklık ve aşırı hava olaylarına karşı dayanıklı üretim modelleri geliştirilmeli.* Stratejik ürünlerde üretim teşvik edilmeli.* Perakende ve hal yasası derhal yayınlanmalı.* Ticaret Bakanlığı fatura geliş ve satış kontrolü yapmalı. Marketler her fiyat değişiminde eski ürünü yeni alınmış gibi fiyatlandırıyor. * Tarım ürünleri ve gıdada stokçuluk hızla sonlandırılmalı. ATIL ARAZİ RİSKİ ARTIYOR Konya Selçuk Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Zeki Bayramoğlu da tarımda gençleşmenin fiyatlarda da istikrar sağlayacağını ifade etmişti. Bayramoğlu İstanbul Ticaret’e konuyu şöyle değerlendirmişti: “Gençleşmenin sağlanamaması, tarım sektöründe birbirini besleyen çok katmanlı yapısal riskler üretir. Öncelikle üretim sürekliliği zayıflar ve arz güvenliği kırılgan hale gelir, yaşlanan işletmeci profili karar kalitesini, adaptasyon hızını ve bilgi aktarımını düşürür. Buna paralel olarak verimlilik artışı yavaşlar, teknoloji benimseme gecikir ve uluslararası rekabet gücü geriler, sektör düşük katma değerli hammadde üretimine sıkışma riski taşır. İklim krizi koşullarında uyum yatırımlarının ertelenmesi, afetlere karşı kırılganlığı büyütür ve bölgesel eşitsizlikleri derinleştirir. Arazi parçalanması, güvencesiz mülkiyet yapısı ve zayıf kuşak devri mekanizmaları modernizasyonu sınırlar ve atıl arazi riskini artırır.”
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.