Biyoteknolojide yeni çağ: Sinir sistemli nörobotlar geliştirildi
Biyoteknolojide yeni çağ: Sinir sistemli nörobotlar geliştirildi
Robotik dünyasında metal ve silikon devri yerini biyolojik devrime bırakıyor. Harvard Üniversitesi araştırmacıları, kurbağa embriyonik hücrelerinden inşa edilen ve kendi aktif sinir ağına sahip olan ilk ‘nörobotları’ geliştirdi.
Geleneksel robotik anlayışını temelden sarsan bir buluşa imza atan Harvard Üniversitesi Biyolojik Olarak İlham Alan Mühendislik Wyss Enstitüsü, ‘Nörobot’ adını verdikleri yeni nesil biyolojik makineleri tanıttı. Önceki ‘ksenobot’ modellerinden farklı olarak, bu yeni yapılar sadece hareket etmekle kalmıyor; bünyelerindeki sinir hücreleri (nöronlar) sayesinde karmaşık ve otonom davranışlar sergileyebiliyor.SİLİKON DEĞİL, CANLI HÜCRE TEKNOLOJİSİTamamen kurbağa hücrelerinden inşa edilen nörobotlar, merkezi bir kontrol sistemi olmaksızın hareket eden eski nesil biyohibrit makinelerin çok ötesine geçiyor. Araştırma ekibi, robotların gelişim aşamasında sinir öncü hücrelerini yapıya entegre ederek, bu hücrelerin zamanla robotun yüzeyindeki hareketi sağlayan kirpikli hücrelerle bağlantı kurmasını sağladı.MORFOLOJİ VE DAVRANIŞ YENİDEN ŞEKİLLENİYORNöronların entegrasyonu, nörobotların sadece iç yapısını değil, dış görünüşlerini ve hareket kabiliyetlerini de radikal bir şekilde değiştirdi. Baş yazar Dr. Haleh Fotowat, sinir sisteminin varlığının robotun şeklini (morfolojisini) daha uzun hale getirdiğini ve gen ekspresyonunda önemli değişikliklere yol açtığını belirtiyor.Nörobotların ksenobotlardan farkları:Karmaşık hareket: Sinirsel olmayan muadillerine göre çok daha çeşitli ve spontane hareket modelleri.Aktif koordinasyon: Hücreler arası iletişimi sağlayan iç ağ sistemi.Gelişmiş gen ekspresyonu: Kurbağalardaki görsel sistem gelişimiyle bağlantılı genlerin beklenmedik şekilde aktive olması.BİYOMEDİKAL ARAŞTIRMALARDA YENİ BİR SINIRWyss Enstitüsü Kurucu Direktörü Donald Ingber, bu ilerlemenin tüm paradigmaları alt üst ettiğini vurgulayarak, "Bu teknoloji, temel biyolojiye dair derin içgörüler sunarken, henüz hayal bile edilemeyen tıbbi sorunlara çözümler geliştirme potansiyeline sahip," dedi.Özellikle ilaç geliştirme süreçleri, doku mühendisliği ve mikro cerrahi gibi alanlarda ‘nörobotik’ sistemlerin kullanılması, maliyetleri düşürürken başarı oranlarını artırabilecek stratejik bir güç olarak görülüyor. Araştırmacılar, bu canlı makinelerin gelecekte duyusal yetenekler kazanabileceği ihtimali üzerinde de duruyor.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.