Barış senaryosu Türkiye’nin bölgesel gücünü artırabilir

Ekonomi 12.06.2026 - 09:12, Güncelleme: 12.06.2026 - 09:12 118 kez okundu.
 

Barış senaryosu Türkiye’nin bölgesel gücünü artırabilir

ABD ile İran arasında olası bir barış senaryosu, sadece jeopolitik tansiyonu düşürmekle kalmayacak; ticaret yollarını, enerji akışını, güç dengelerini yeniden şekillendirecek. Barış halinde İran’ın dünya ekonomisine yeniden entegrasyonu gündeme gelecek. İran’ın bu entegrasyon sürecine katkı yapabilecek ülkelerin başında gelen Türkiye ise enerji, lojistik, ticaret hacminin artması ve bölgesel gücünü pekiştirmesi açısından kazançlı çıkacak.
ABD ile İran arasında olası bir barış süreci, sadece iki ülke arasındaki gerilimin azalması anlamına gelmeyecek. Böyle bir senaryo, bölgesel ekonomiden enerji piyasalarına, lojistik koridorlardan dış ticaret dengelerine kadar geniş bir alanda önemli sonuçlar doğurabilir. İran’ın dünya ekonomisine entegre olması halinde, bu dönüşümden en fazla etkilenecek ülkelerden biri de Türkiye olacak.FİNANS KİLİDİ AÇILACAKİran’ın küresel sisteme dönüşünde ilk adım, finansal izolasyonun sona ermesi olacak. İran bankalarının uluslararası ödeme sistemlerine yeniden dahil edilmesi ve dondurulmuş finansal varlıkların çözülmesi, ticaretin önünü açacak temel gelişmeler olarak görülüyor. Bankacılık, sigorta ve ödeme kanallarının yeniden işler hale gelmesiyle birlikte İran, uzun yıllar sonra küresel sermaye ve ticaret akışına dahil olacak. Ancak İran’ın dünya ekonomisine açılmasında en önemli sektörün enerji olması bekleniyor. Şu anda dünyanın en büyük petrol ve doğalgaz rezervlerinden bazılarına sahip olan İran, yaptırımların kalkmasıyla üretim ve ihracatını hızla artırabilecek. Bu gelişmeyle özellikle Avrupa için yeni enerji kaynaklarının gündeme geleceği ve bunun petrol fiyatlarına da yansıyacağı belirtiliyor. Yaptırımların kalkmasıyla birlikte otomotiv, petrokimya ve ağır sanayi gibi sektörlerde yabancı yatırımın hızlanması öngörülüyor. Özellikle otomotiv sektörünün ilk açılan alanlardan biri olacağı belirtiliyor. Çünkü İran mevcut üretim altyapısı ve ülkeyi bölgesel üretim üssüne dönüştürebilecek kapasiteye sahip.TİCARET VE ALTYAPI YATIRIMLARICoğrafi konumu nedeniyle İran, Asya ile Avrupa arasındaki ticaret akışında önemli bir geçiş ülkesi. Tarihi İpek Yolu hattındaki konumu, ülkeyi yeniden lojistik merkez haline getirebilir. Yaptırımların kaldırılmasıyla birlikte limanlar, demiryolları ve taşımacılık altyapısına yatırımların artması bekleniyor. Buna bağlı olarak İran, gıda üretiminin büyük bölümünü kendi içinde karşılayabilen bir ekonomi olarak da öne çıkıyor. Entegrasyon sürecinde tarım ihracatının artması ve iç pazarın büyüme olasılığı da önem taşıyor.30 MİLYAR DOLAR HEDEFİ DAHA YAKINMevcut durumda Türkiye ile İran arasındaki ticaret hacmi sınırlı seyrediyor. Son yıllarda 5-6 milyar dolar bandında kalan ticaret, potansiyelinin oldukça altında. Ancak daha önce iki ülke, ticaret hacmini 30 milyar dolar olarak belirlemişti. İran’a uygulanan yaptırımların ardından savaş bu hedefe ulaşmayı zorlaştırdı. ABD-İran gerginliğinin sona ermesiyle Türk firmalarının İran pazarına girişinin kolaylaşması, bankacılık ve ödeme sistemleri üzerindeki kısıtlamaların azalması, sınır ticareti ve lojistik faaliyetlerinin hızlanması başta gelen beklentiler arasında. Bu beklentilerin gerçekleşmesi halinde makina ve sanayi ürünleri, kimya ve plastik, tarım ve gıda ürünleri ticaret artışından olumlu etkilene- cek sektörlerin başında geliyor.ENERJİDE MALİYETLER DÜŞEBİLİRTürkiye–İran ilişkilerinde en kritik konu enerji. Türkiye’nin İran’dan ithalatının önemli bölümü doğalgazdan oluşuyor. İran, Türkiye’nin önemli enerji tedarikçilerinden biri. Barış sonrası, İran’ın küresel enerji pazarına dönüşü, gaz ve petrol ihracatında artış, yeni anlaşmalar ve boru hattı projeleri gündeme gelebilir. Bu durumda Türkiye’nin kazancı, daha düşük maliyetli enerji temini, tedarik çeşitliliğinde artış, enerji merkezi olma hedefinin güç kazanması mümkün olacak. Bu durum, Türkiye’nin enerji güvenliğini artırırken sanayinin rekabet gücünü de destekleyebilir.LOJİSTİK VE TRANSİT GELİR ARTIŞIİran’ın küresel sisteme dönüş ihtimali, taşımacılık sektöründe yeni bir hareketliliği beraberinde getirecek. Çünkü Türkiye-İran sınır kapılarında ticaret ve taşımacılığın artması, demiryolu ve karayolu taşımacılığının canlanması bekleniyor. Bunun bölgesel etkisi ise Avrupa-Asya ticaretinde Türkiye’nin rolünün artması olabilir. Bu durum Türkiye’nin transit ticaret gelirlerinin artması, daha fazla lojistik altyapı yatırımlarının artması açısından önem taşıyor. Buna bağlı olarak gümrük ve taşımacılık sektöründe daha hızlı büyüme bekleniyor.BÖLGESEL TİCARET AĞLARI GENİŞLEYECEK DEİK/Türkiye-İran İş Konseyi Başkanı Ferhat Dörtköşe, "Barış halinde yaptırımların kalkmasıyla Türkiye’nin sadece transit ülke haline geleceğini düşünmüyoruz. İlk aşamada en hızlı etkinin transit ve lojistik alanında görülmesi bekleniyor. İran, yaklaşık 90 milyon nüfuslu büyük bir pazar olmasının yanında, aynı zamanda Orta Asya, Kafkasya, Körfez ve Güney Asya arasında stratejik bir geçiş noktası. Yaptırımların kalkması halinde Türkiye–İran–Orta Asya kara koridorları güçlenebilir. İran’ın uzun yıllardır ertelenen yatırım ve modernizasyon ihtiyacı düşünüldüğünde Türk şirketleri, makina, ekipman, alt yapı yatırımları, inşaat malzemeleri, otomotiv yan sanayi, beyaz eşya, gıda işleme teknolojileri alanlarında önemli avantaj elde edebilir. İran, dünyanın 2. büyük doğalgaz ve 4. büyük petrol rezervlerine sahip. Yaptırımlar nedeniyle bu kaynaklar uzun süredir tam kapasiteyle değerlendirilemiyor. Normalleşme halinde Türkiye daha uygun fiyatlı enerji tedarik seçeneklerine kavuşabilir; uzun vadeli kontratlarda pazarlık gücü artabilir, kaynak çeşitliliği güçlenebilir.Bugün, Türkiye–İran ticaretinin önündeki en büyük sorun başta yaptırımlar olmak üzere bankacılık kanalları; lojistik ve ödeme sistemleri. Kapsamlı bir normalleşme halinde en büyük değişimin öncelikle finansal tarafta yaşanması bekleniyor. Ancak Türkiye-İran arasındaki ticaret hacminin birkaç yıl içinde ikiye veya üçe katlanması ile 30 milyar dolar seviyesine ulaşması aynı şey değil. Yaptırımların büyük ölçüde kalktığı 2016-2018 arası dönemde dahi Türkiye-İran arasındaki ticaret hacmi 12 milyar doları geçmedi. Yaptırımların başladığı 2012 yılında dış ticaret hacmi 22 milyar dolardı. Hedeflenen ticaret hacmi için sadece yaptırımların kalkması yeterli değil. İran ekonomisinin de ciddi yatırım çekmesi ve büyümesi gerekli.ÜÇ KRİTİK ADIMTürkiye’nin ilk yapması gereken şey lojistik-altyapının geliştirilmesi. Türkiye’nin İran’a karşı en güçlü avantajı ise sanayide. Türk firmaları makina, elektrikli ekipman, inşaat malzemeleri, otomotiv yan sanayi, tüketim ürünleri alanlarında rekabetçi konumda. Enerji çok büyük bir potansiyel taşıyor, ancak genellikle uzun vadeli yatırımlar, siyasi anlaşmalar, uluslararası finansman gerektiriyor. Bu nedenle etkisi daha büyük olsa da hayata geçirilmesi daha uzun zaman alabilir.ABD–İran normalleşmesinin Türkiye açısından en büyük etkisi, İran pazarına erişimin kolaylaşmasından ziyade, İran’ın yeniden küresel ekonomiye entegre olmasıyla ortaya çıkacak bölgesel ticaret ağlarının genişlemesi olur. Burada sınır altyapısı, finansal entegrasyon ve özel sektör hazırlıkları belirleyici olacak. Türkiye’nin sadece transit ülke değil, üretim, dağıtım ve finans merkezi olabilmesi bu hazırlıkların başarısına bağlı." şeklinde konuştu.AVDAGİÇ: TÜRKİYE’YE BİR GÜN YETER İstanbul Ticaret Odası Başkanı (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, İran merkezli jeopolitik gerilimin kısa vadede piyasalarda dalgalanma yarattığına, ancak Türkiye’nin süreci ‘stres testinden başarıyla geçerek’ yönettiğine dikkat çekmişti. Avdagiç, asıl kritik eşiğin, İran’a yönelik ambargoların kaldırılması olduğunu belirterek, “Bu senaryoda Türkiye coğrafi yakınlık ve ticari altyapı avantajıyla öne çıkabilir. ABD’nin mal satması aylar sürebilir, Türkiye’ye bir gün yeter” demişti. Avdagiç, enerji fiyatları, lojistik ve turizmde kısa vadeli risklere işaret ederek, “Buna karşın Türk sanayisi esnek üretim kabiliyeti sayesinde küresel tedarik zincirinde yeni fırsatlar yakalayabilir” değerlendirmesini yapmıştı.
ABD ile İran arasında olası bir barış senaryosu, sadece jeopolitik tansiyonu düşürmekle kalmayacak; ticaret yollarını, enerji akışını, güç dengelerini yeniden şekillendirecek. Barış halinde İran’ın dünya ekonomisine yeniden entegrasyonu gündeme gelecek. İran’ın bu entegrasyon sürecine katkı yapabilecek ülkelerin başında gelen Türkiye ise enerji, lojistik, ticaret hacminin artması ve bölgesel gücünü pekiştirmesi açısından kazançlı çıkacak.

ABD ile İran arasında olası bir barış süreci, sadece iki ülke arasındaki gerilimin azalması anlamına gelmeyecek. Böyle bir senaryo, bölgesel ekonomiden enerji piyasalarına, lojistik koridorlardan dış ticaret dengelerine kadar geniş bir alanda önemli sonuçlar doğurabilir. İran’ın dünya ekonomisine entegre olması halinde, bu dönüşümden en fazla etkilenecek ülkelerden biri de Türkiye olacak.FİNANS KİLİDİ AÇILACAKİran’ın küresel sisteme dönüşünde ilk adım, finansal izolasyonun sona ermesi olacak. İran bankalarının uluslararası ödeme sistemlerine yeniden dahil edilmesi ve dondurulmuş finansal varlıkların çözülmesi, ticaretin önünü açacak temel gelişmeler olarak görülüyor. Bankacılık, sigorta ve ödeme kanallarının yeniden işler hale gelmesiyle birlikte İran, uzun yıllar sonra küresel sermaye ve ticaret akışına dahil olacak. Ancak İran’ın dünya ekonomisine açılmasında en önemli sektörün enerji olması bekleniyor. Şu anda dünyanın en büyük petrol ve doğalgaz rezervlerinden bazılarına sahip olan İran, yaptırımların kalkmasıyla üretim ve ihracatını hızla artırabilecek. Bu gelişmeyle özellikle Avrupa için yeni enerji kaynaklarının gündeme geleceği ve bunun petrol fiyatlarına da yansıyacağı belirtiliyor. Yaptırımların kalkmasıyla birlikte otomotiv, petrokimya ve ağır sanayi gibi sektörlerde yabancı yatırımın hızlanması öngörülüyor. Özellikle otomotiv sektörünün ilk açılan alanlardan biri olacağı belirtiliyor. Çünkü İran mevcut üretim altyapısı ve ülkeyi bölgesel üretim üssüne dönüştürebilecek kapasiteye sahip.TİCARET VE ALTYAPI YATIRIMLARICoğrafi konumu nedeniyle İran, Asya ile Avrupa arasındaki ticaret akışında önemli bir geçiş ülkesi. Tarihi İpek Yolu hattındaki konumu, ülkeyi yeniden lojistik merkez haline getirebilir. Yaptırımların kaldırılmasıyla birlikte limanlar, demiryolları ve taşımacılık altyapısına yatırımların artması bekleniyor. Buna bağlı olarak İran, gıda üretiminin büyük bölümünü kendi içinde karşılayabilen bir ekonomi olarak da öne çıkıyor. Entegrasyon sürecinde tarım ihracatının artması ve iç pazarın büyüme olasılığı da önem taşıyor.30 MİLYAR DOLAR HEDEFİ DAHA YAKINMevcut durumda Türkiye ile İran arasındaki ticaret hacmi sınırlı seyrediyor. Son yıllarda 5-6 milyar dolar bandında kalan ticaret, potansiyelinin oldukça altında. Ancak daha önce iki ülke, ticaret hacmini 30 milyar dolar olarak belirlemişti. İran’a uygulanan yaptırımların ardından savaş bu hedefe ulaşmayı zorlaştırdı. ABD-İran gerginliğinin sona ermesiyle Türk firmalarının İran pazarına girişinin kolaylaşması, bankacılık ve ödeme sistemleri üzerindeki kısıtlamaların azalması, sınır ticareti ve lojistik faaliyetlerinin hızlanması başta gelen beklentiler arasında. Bu beklentilerin gerçekleşmesi halinde makina ve sanayi ürünleri, kimya ve plastik, tarım ve gıda ürünleri ticaret artışından olumlu etkilene- cek sektörlerin başında geliyor.ENERJİDE MALİYETLER DÜŞEBİLİRTürkiye–İran ilişkilerinde en kritik konu enerji. Türkiye’nin İran’dan ithalatının önemli bölümü doğalgazdan oluşuyor. İran, Türkiye’nin önemli enerji tedarikçilerinden biri. Barış sonrası, İran’ın küresel enerji pazarına dönüşü, gaz ve petrol ihracatında artış, yeni anlaşmalar ve boru hattı projeleri gündeme gelebilir. Bu durumda Türkiye’nin kazancı, daha düşük maliyetli enerji temini, tedarik çeşitliliğinde artış, enerji merkezi olma hedefinin güç kazanması mümkün olacak. Bu durum, Türkiye’nin enerji güvenliğini artırırken sanayinin rekabet gücünü de destekleyebilir.LOJİSTİK VE TRANSİT GELİR ARTIŞIİran’ın küresel sisteme dönüş ihtimali, taşımacılık sektöründe yeni bir hareketliliği beraberinde getirecek. Çünkü Türkiye-İran sınır kapılarında ticaret ve taşımacılığın artması, demiryolu ve karayolu taşımacılığının canlanması bekleniyor. Bunun bölgesel etkisi ise Avrupa-Asya ticaretinde Türkiye’nin rolünün artması olabilir. Bu durum Türkiye’nin transit ticaret gelirlerinin artması, daha fazla lojistik altyapı yatırımlarının artması açısından önem taşıyor. Buna bağlı olarak gümrük ve taşımacılık sektöründe daha hızlı büyüme bekleniyor.BÖLGESEL TİCARET AĞLARI GENİŞLEYECEK DEİK/Türkiye-İran İş Konseyi Başkanı Ferhat Dörtköşe, "Barış halinde yaptırımların kalkmasıyla Türkiye’nin sadece transit ülke haline geleceğini düşünmüyoruz. İlk aşamada en hızlı etkinin transit ve lojistik alanında görülmesi bekleniyor. İran, yaklaşık 90 milyon nüfuslu büyük bir pazar olmasının yanında, aynı zamanda Orta Asya, Kafkasya, Körfez ve Güney Asya arasında stratejik bir geçiş noktası. Yaptırımların kalkması halinde Türkiye–İran–Orta Asya kara koridorları güçlenebilir. İran’ın uzun yıllardır ertelenen yatırım ve modernizasyon ihtiyacı düşünüldüğünde Türk şirketleri, makina, ekipman, alt yapı yatırımları, inşaat malzemeleri, otomotiv yan sanayi, beyaz eşya, gıda işleme teknolojileri alanlarında önemli avantaj elde edebilir. İran, dünyanın 2. büyük doğalgaz ve 4. büyük petrol rezervlerine sahip. Yaptırımlar nedeniyle bu kaynaklar uzun süredir tam kapasiteyle değerlendirilemiyor. Normalleşme halinde Türkiye daha uygun fiyatlı enerji tedarik seçeneklerine kavuşabilir; uzun vadeli kontratlarda pazarlık gücü artabilir, kaynak çeşitliliği güçlenebilir.Bugün, Türkiye–İran ticaretinin önündeki en büyük sorun başta yaptırımlar olmak üzere bankacılık kanalları; lojistik ve ödeme sistemleri. Kapsamlı bir normalleşme halinde en büyük değişimin öncelikle finansal tarafta yaşanması bekleniyor. Ancak Türkiye-İran arasındaki ticaret hacminin birkaç yıl içinde ikiye veya üçe katlanması ile 30 milyar dolar seviyesine ulaşması aynı şey değil. Yaptırımların büyük ölçüde kalktığı 2016-2018 arası dönemde dahi Türkiye-İran arasındaki ticaret hacmi 12 milyar doları geçmedi. Yaptırımların başladığı 2012 yılında dış ticaret hacmi 22 milyar dolardı. Hedeflenen ticaret hacmi için sadece yaptırımların kalkması yeterli değil. İran ekonomisinin de ciddi yatırım çekmesi ve büyümesi gerekli.ÜÇ KRİTİK ADIMTürkiye’nin ilk yapması gereken şey lojistik-altyapının geliştirilmesi. Türkiye’nin İran’a karşı en güçlü avantajı ise sanayide. Türk firmaları makina, elektrikli ekipman, inşaat malzemeleri, otomotiv yan sanayi, tüketim ürünleri alanlarında rekabetçi konumda. Enerji çok büyük bir potansiyel taşıyor, ancak genellikle uzun vadeli yatırımlar, siyasi anlaşmalar, uluslararası finansman gerektiriyor. Bu nedenle etkisi daha büyük olsa da hayata geçirilmesi daha uzun zaman alabilir.ABD–İran normalleşmesinin Türkiye açısından en büyük etkisi, İran pazarına erişimin kolaylaşmasından ziyade, İran’ın yeniden küresel ekonomiye entegre olmasıyla ortaya çıkacak bölgesel ticaret ağlarının genişlemesi olur. Burada sınır altyapısı, finansal entegrasyon ve özel sektör hazırlıkları belirleyici olacak. Türkiye’nin sadece transit ülke değil, üretim, dağıtım ve finans merkezi olabilmesi bu hazırlıkların başarısına bağlı." şeklinde konuştu.AVDAGİÇ: TÜRKİYE’YE BİR GÜN YETER İstanbul Ticaret Odası Başkanı (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, İran merkezli jeopolitik gerilimin kısa vadede piyasalarda dalgalanma yarattığına, ancak Türkiye’nin süreci ‘stres testinden başarıyla geçerek’ yönettiğine dikkat çekmişti. Avdagiç, asıl kritik eşiğin, İran’a yönelik ambargoların kaldırılması olduğunu belirterek, “Bu senaryoda Türkiye coğrafi yakınlık ve ticari altyapı avantajıyla öne çıkabilir. ABD’nin mal satması aylar sürebilir, Türkiye’ye bir gün yeter” demişti. Avdagiç, enerji fiyatları, lojistik ve turizmde kısa vadeli risklere işaret ederek, “Buna karşın Türk sanayisi esnek üretim kabiliyeti sayesinde küresel tedarik zincirinde yeni fırsatlar yakalayabilir” değerlendirmesini yapmıştı.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve adliyehaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.