Afrika'da küresel güçlerin mega proje rekabeti: Türkiye payını artırıyor

Gündem 05.05.2026 - 13:30, Güncelleme: 05.05.2026 - 13:30 199 kez okundu.
 

Afrika'da küresel güçlerin mega proje rekabeti: Türkiye payını artırıyor

Afrika’nın yıllık 170 milyar dolara ulaşan altyapı ihtiyacı küresel güçler arasındaki rekabeti derinleştirirken, Türk müteahhitlik sektörü yaklaşık 100 milyar dolarlık proje hacmiyle kıtada ana aktörlerden biri haline geldi. Çin’in kredilerinde yavaşlamaya gitmesiyle birlikte; ulaştırma ve enerji alanındaki güvenilirliğiyle öne çıkan Türkiye, 54 Afrika ülkesinin 45’inde yerel kalkınmaya katkı sağlayarak pazar payını artırmaya devam ediyor.
Afrika genelinde Çin, ABD, AB ve Körfez ülkelerinin ivme kazanan mega altyapı projeleri küresel rekabeti derinleştirirken, Türkiye ise inşaat, ulaştırma ve liman işletmeciliği alanında artan varlığıyla kıta ülkelerinin kalkınmasına katkı sağlıyor.Afrika kıtasında Çin'in uzun süredir süregelen ağırlığı devam ederken, ABD ve AB öncülüğündeki Batılı girişimler ve Körfez ülkelerinin stratejik yatırımları kıtada çok aktörlü bir rekabet ortamı oluşturuyor.Yaklaşık 1,56 milyarlık nüfusu ve dünya mineral rezervlerinin yüzde 30'una sahip olmasıyla Afrika, küresel ölçekte stratejik bir konumda bulunuyor. Genç ve hızla artan nüfus, kıtayı uzun vadede hem üretim hem de tüketim merkezi haline getirme potansiyeli taşıyor. Artan kentleşme ve ekonomik büyüme, altyapı, enerji ve ulaştırma yatırımlarına olan ihtiyacı hızla artırıyor.Afrika Birliği Kalkınma Ajansı verilerine göre kıtanın yıllık altyapı finansman ihtiyacı 130 ila 170 milyar dolar arasında değişirken, mevcut yatırımlar bu ihtiyacın altında kalıyor.Bu nedenle her yıl yaklaşık 50 ila 90 milyar dolarlık finansman açığı oluşuyor. İnşaat pazarının 2024 itibarıyla 219,7 milyar dolara ulaştığı ve büyümesini sürdürmesi bekleniyor.Ulaştırma ve dijital altyapı ihtiyacının arttığı kıtada, temel hizmetlere erişim sorunu da önemini koruyor. Dünya Bankası ile Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre, büyük bölümü Sahraaltı Afrika'da olmak üzere yaklaşık 600 milyon kişi elektriğe erişemiyor. Bu durum enerji projelerini küresel rekabetin en kritik başlıklarından biri haline getiriyor.ÇİN FAKTÖRÜ VE DEĞİŞEN DENGELER Çin, 2000'li yılların başından bu yana Afrika'nın en büyük altyapı finansörü ve ticaret ortağı konumunu koruyor.Johns Hopkins Üniversitesi Çin-Afrika Araştırma Girişimi (CARI) verilerine göre Çinli finans kuruluşları 2000-2022 döneminde Afrika'ya 170 milyar doların üzerinde kredi sağladı. Çin Gümrük Genel İdaresi verileri de ticaret hacminin 2023 itibarıyla 282,1 milyar dolara ulaştığını gösteriyor.Bununla birlikte son raporlar, Çin'in büyük ölçekli altyapı kredilerinde stratejik bir yavaşlamaya gittiğine işaret ediyor. Nitekim yıllık kredi tutarı 2022'de 1 milyar doların altına geriledi.Buna karşın Çinli şirketlerin kıtada üstlendiği projelerin toplam değeri 700 milyar dolara yaklaşırken, Nairobi-Mombasa Demiryolu ile Etiyopya-Cibuti hattı öne çıkan örnekler arasında yer alıyor.BATI VE KÖRFEZ ÜLKELERİNİN AFRİKA'DAKİ HAMLELERİ Batılı aktörler Çin'in kıtadaki etkisine karşı yeni girişimlerle sahada yer alıyor. Avrupa Komisyonu'nun "Global Gateway" girişimi kapsamında 2027'ye kadar 300 milyar avroluk yatırım hedeflenirken, ABD destekli Lobito Koridoru projesi kritik madenlerin küresel pazarlara taşınmasını amaçlıyor.Körfez ülkeleri ise stratejik yatırımcı kimliğiyle etkinliğini artırıyor. BAE merkezli DP World kıtada 10'dan fazla limanda faaliyet gösterirken, Suudi Arabistan merkezli şirketler özellikle yenilenebilir enerji ve su altyapısına odaklanıyor.TÜRKİYE, SAHADAKİ UYGULAMA KABİLİYETİ VE GÜVENİLİRLİĞİYLE ÖNE ÇIKIYOR Kıtadaki çok aktörlü rekabet ortamında Türkiye, proje hacmi, sahadaki uygulama kabiliyeti ve güvenilirliğiyle öne çıkıyor. Ticaret Bakanlığı verilerine göre Türk şirketleri Afrika'da bugüne kadar yaklaşık 97,5 milyar dolarlık proje üstlenerek 100 milyar dolar sınırına yaklaştı.Türkiye'nin kıtadaki varlığı, enerji üretimi, lojistik altyapı ve hızlı devreye alınabilen mobil enerji çözümleri olmak üzere üç temel başlıkta şekilleniyor.Botsvana'da enerji, Somali'de liman, Gambiya'da elektrik santrali kıtadaki bazı Türk yatırımlar arasında bulunuyor.Türk müteahhitlik firmaları Afrika'da bugüne kadar yaklaşık 97,8 milyar dolar değerinde 2 bin 47 proje üstlenirken, kıtanın 54 ülkesinin 45'inde faaliyet gösteriyor.Ulaştırmadan enerjiye, üst yapıdan sanayi tesislerine kadar geniş bir yelpazede projeler hayata geçirilirken, Afrika Türk müteahhitleri için en büyük pazarlardan biri olmayı sürdürüyor.KITADA ÖNE ÇIKAN TÜRK ŞİRKETLERİNİN PROJELERİ Etiyopya'daki Awash-Kombolcha-Hara Gebaya Demiryolu, Kamerun'daki Japoma Stadyumu, Sudan’daki El Mek Nimr Köprüsü, Kenya'daki Merille River-Marsabit yolu, Ruanda'daki Kigali Kongre Merkezi ile Senegal'deki Dakar Bölgesel Ekspres Treni ve Blaise Diagne Havalimanı öne çıkan projeler arasında yer alıyor.Tanzanya'daki Darüsselam-Morogoro ve Makutupora demir yolu da büyük ölçekli yatırımlar arasında bulunuyor.Türk firmaları, yerel iş gücü kullanımı ve esnek iş yapma modeli sayesinde rekabet avantajı elde ediyor. Maliyet ve kalite dengesi de şirketleri birçok projede öne çıkarıyor.Afrika'da büyük ölçekli altyapı projelerinde finansman erişimi belirleyici unsur olarak öne çıkarken, Türk firmaları projelerle birlikte finansman çözümü sunabilme kabiliyetiyle dikkati çekiyor.Türk Eximbank destekleri, Afrika Finans Kurumu (AFC) işbirlikleri ve çok taraflı kalkınma bankalarıyla kurulan ortaklıklar, projelerin hayata geçirilmesinde kritik rol oynuyor.Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB), gelecek dönemde daha büyük ölçekli ve uzun vadeli etki oluşturacak projelere odaklanmayı hedefliyor. Enerji, ulaştırma, liman ve su altyapısı öncelikli alanlar arasında yer alıyor.Türkiye'nin Afrika'daki altyapı yatırımları, uzun vadeli projeler ile hızlı çözümleri bir araya getiren yapısıyla kıtada çok yönlü bir model ortaya koyuyor."TÜRKİYE GÜÇLÜ VE GÜVENİLİR BİR TERCİH" Kamu Özel Sektör İş Birliği Araştırma Merkezi (KÖİ) Yönetim Kurulu Başkanı Eyüp Vural Aydın, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, Türkiye'nin kıtadaki etkisinin arttığını belirterek, "Türk şirketleri Afrika pazarında bir alternatif değil, doğrudan tercih edilen aktörler haline gelmiştir." dedi.Türk müteahhitlerinin yurt dışı faaliyetlerinin 1970'li yıllarda başladığını hatırlatan Aydın, bugüne kadar 138 ülkede yaklaşık 600 milyar dolar değerinde 13 bin projenin tamamlandığını söyledi.Afrika'da ise 2 binden fazla projeyle yaklaşık 100 milyar dolarlık iş hacmine ulaşıldığını belirten Aydın, Türk müteahhitlerinin kıta ülkelerinin yaklaşık yüzde 80'inde faaliyet gösterdiğini ifade etti.Türk şirketlerinin küresel iş hacminin yaklaşık yüzde 20'sinin Afrika'dan geldiğini kaydeden Aydın, kıtadaki yıllık proje stokunun yaklaşık yüzde 30'unun Türk firmaları tarafından üstlenildiğini dile getirdi.Çin'in son yıllarda proje hakimiyetinde yaşadığı gerilemenin yeni fırsatlar oluşturduğunu vurgulayan Aydın, bu eğilimin sürmesi halinde 2030’a kadar bu oranın yüzde 50'ye çıkabileceğini kaydetti.Bazı projelerin "amiral gemisi" niteliği taşıdığını belirten Aydın, bu projelerin Türk şirketlerinin kapasitesini göstermesi açısından önemli olduğunu ifade etti.Türk şirketlerinin hızlı, güvenli ve dayanıklı proje üretme kabiliyetine dikkati çeken Aydın, yerel firmalarla kurulan işbirliklerinin sahadaki etkinliği artırdığını ifade ederek, şunları söyledi:"Çin'in Afrika'da lojistik merkezlerine yönelik değişim politikası, Afrika pazarındaki liman ve ticaret ağlarını kökünden değiştirecek, yeni yatırımlara kapı açacak ve Türk şirketlerini alternatiften öte güçlü bir tercih haline getirecek."
Afrika’nın yıllık 170 milyar dolara ulaşan altyapı ihtiyacı küresel güçler arasındaki rekabeti derinleştirirken, Türk müteahhitlik sektörü yaklaşık 100 milyar dolarlık proje hacmiyle kıtada ana aktörlerden biri haline geldi. Çin’in kredilerinde yavaşlamaya gitmesiyle birlikte; ulaştırma ve enerji alanındaki güvenilirliğiyle öne çıkan Türkiye, 54 Afrika ülkesinin 45’inde yerel kalkınmaya katkı sağlayarak pazar payını artırmaya devam ediyor.

Afrika genelinde Çin, ABD, AB ve Körfez ülkelerinin ivme kazanan mega altyapı projeleri küresel rekabeti derinleştirirken, Türkiye ise inşaat, ulaştırma ve liman işletmeciliği alanında artan varlığıyla kıta ülkelerinin kalkınmasına katkı sağlıyor.Afrika kıtasında Çin'in uzun süredir süregelen ağırlığı devam ederken, ABD ve AB öncülüğündeki Batılı girişimler ve Körfez ülkelerinin stratejik yatırımları kıtada çok aktörlü bir rekabet ortamı oluşturuyor.Yaklaşık 1,56 milyarlık nüfusu ve dünya mineral rezervlerinin yüzde 30'una sahip olmasıyla Afrika, küresel ölçekte stratejik bir konumda bulunuyor. Genç ve hızla artan nüfus, kıtayı uzun vadede hem üretim hem de tüketim merkezi haline getirme potansiyeli taşıyor. Artan kentleşme ve ekonomik büyüme, altyapı, enerji ve ulaştırma yatırımlarına olan ihtiyacı hızla artırıyor.Afrika Birliği Kalkınma Ajansı verilerine göre kıtanın yıllık altyapı finansman ihtiyacı 130 ila 170 milyar dolar arasında değişirken, mevcut yatırımlar bu ihtiyacın altında kalıyor.Bu nedenle her yıl yaklaşık 50 ila 90 milyar dolarlık finansman açığı oluşuyor. İnşaat pazarının 2024 itibarıyla 219,7 milyar dolara ulaştığı ve büyümesini sürdürmesi bekleniyor.Ulaştırma ve dijital altyapı ihtiyacının arttığı kıtada, temel hizmetlere erişim sorunu da önemini koruyor. Dünya Bankası ile Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre, büyük bölümü Sahraaltı Afrika'da olmak üzere yaklaşık 600 milyon kişi elektriğe erişemiyor. Bu durum enerji projelerini küresel rekabetin en kritik başlıklarından biri haline getiriyor.ÇİN FAKTÖRÜ VE DEĞİŞEN DENGELER Çin, 2000'li yılların başından bu yana Afrika'nın en büyük altyapı finansörü ve ticaret ortağı konumunu koruyor.Johns Hopkins Üniversitesi Çin-Afrika Araştırma Girişimi (CARI) verilerine göre Çinli finans kuruluşları 2000-2022 döneminde Afrika'ya 170 milyar doların üzerinde kredi sağladı. Çin Gümrük Genel İdaresi verileri de ticaret hacminin 2023 itibarıyla 282,1 milyar dolara ulaştığını gösteriyor.Bununla birlikte son raporlar, Çin'in büyük ölçekli altyapı kredilerinde stratejik bir yavaşlamaya gittiğine işaret ediyor. Nitekim yıllık kredi tutarı 2022'de 1 milyar doların altına geriledi.Buna karşın Çinli şirketlerin kıtada üstlendiği projelerin toplam değeri 700 milyar dolara yaklaşırken, Nairobi-Mombasa Demiryolu ile Etiyopya-Cibuti hattı öne çıkan örnekler arasında yer alıyor.BATI VE KÖRFEZ ÜLKELERİNİN AFRİKA'DAKİ HAMLELERİ Batılı aktörler Çin'in kıtadaki etkisine karşı yeni girişimlerle sahada yer alıyor. Avrupa Komisyonu'nun "Global Gateway" girişimi kapsamında 2027'ye kadar 300 milyar avroluk yatırım hedeflenirken, ABD destekli Lobito Koridoru projesi kritik madenlerin küresel pazarlara taşınmasını amaçlıyor.Körfez ülkeleri ise stratejik yatırımcı kimliğiyle etkinliğini artırıyor. BAE merkezli DP World kıtada 10'dan fazla limanda faaliyet gösterirken, Suudi Arabistan merkezli şirketler özellikle yenilenebilir enerji ve su altyapısına odaklanıyor.TÜRKİYE, SAHADAKİ UYGULAMA KABİLİYETİ VE GÜVENİLİRLİĞİYLE ÖNE ÇIKIYOR Kıtadaki çok aktörlü rekabet ortamında Türkiye, proje hacmi, sahadaki uygulama kabiliyeti ve güvenilirliğiyle öne çıkıyor. Ticaret Bakanlığı verilerine göre Türk şirketleri Afrika'da bugüne kadar yaklaşık 97,5 milyar dolarlık proje üstlenerek 100 milyar dolar sınırına yaklaştı.Türkiye'nin kıtadaki varlığı, enerji üretimi, lojistik altyapı ve hızlı devreye alınabilen mobil enerji çözümleri olmak üzere üç temel başlıkta şekilleniyor.Botsvana'da enerji, Somali'de liman, Gambiya'da elektrik santrali kıtadaki bazı Türk yatırımlar arasında bulunuyor.Türk müteahhitlik firmaları Afrika'da bugüne kadar yaklaşık 97,8 milyar dolar değerinde 2 bin 47 proje üstlenirken, kıtanın 54 ülkesinin 45'inde faaliyet gösteriyor.Ulaştırmadan enerjiye, üst yapıdan sanayi tesislerine kadar geniş bir yelpazede projeler hayata geçirilirken, Afrika Türk müteahhitleri için en büyük pazarlardan biri olmayı sürdürüyor.KITADA ÖNE ÇIKAN TÜRK ŞİRKETLERİNİN PROJELERİ Etiyopya'daki Awash-Kombolcha-Hara Gebaya Demiryolu, Kamerun'daki Japoma Stadyumu, Sudan’daki El Mek Nimr Köprüsü, Kenya'daki Merille River-Marsabit yolu, Ruanda'daki Kigali Kongre Merkezi ile Senegal'deki Dakar Bölgesel Ekspres Treni ve Blaise Diagne Havalimanı öne çıkan projeler arasında yer alıyor.Tanzanya'daki Darüsselam-Morogoro ve Makutupora demir yolu da büyük ölçekli yatırımlar arasında bulunuyor.Türk firmaları, yerel iş gücü kullanımı ve esnek iş yapma modeli sayesinde rekabet avantajı elde ediyor. Maliyet ve kalite dengesi de şirketleri birçok projede öne çıkarıyor.Afrika'da büyük ölçekli altyapı projelerinde finansman erişimi belirleyici unsur olarak öne çıkarken, Türk firmaları projelerle birlikte finansman çözümü sunabilme kabiliyetiyle dikkati çekiyor.Türk Eximbank destekleri, Afrika Finans Kurumu (AFC) işbirlikleri ve çok taraflı kalkınma bankalarıyla kurulan ortaklıklar, projelerin hayata geçirilmesinde kritik rol oynuyor.Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB), gelecek dönemde daha büyük ölçekli ve uzun vadeli etki oluşturacak projelere odaklanmayı hedefliyor. Enerji, ulaştırma, liman ve su altyapısı öncelikli alanlar arasında yer alıyor.Türkiye'nin Afrika'daki altyapı yatırımları, uzun vadeli projeler ile hızlı çözümleri bir araya getiren yapısıyla kıtada çok yönlü bir model ortaya koyuyor."TÜRKİYE GÜÇLÜ VE GÜVENİLİR BİR TERCİH" Kamu Özel Sektör İş Birliği Araştırma Merkezi (KÖİ) Yönetim Kurulu Başkanı Eyüp Vural Aydın, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, Türkiye'nin kıtadaki etkisinin arttığını belirterek, "Türk şirketleri Afrika pazarında bir alternatif değil, doğrudan tercih edilen aktörler haline gelmiştir." dedi.Türk müteahhitlerinin yurt dışı faaliyetlerinin 1970'li yıllarda başladığını hatırlatan Aydın, bugüne kadar 138 ülkede yaklaşık 600 milyar dolar değerinde 13 bin projenin tamamlandığını söyledi.Afrika'da ise 2 binden fazla projeyle yaklaşık 100 milyar dolarlık iş hacmine ulaşıldığını belirten Aydın, Türk müteahhitlerinin kıta ülkelerinin yaklaşık yüzde 80'inde faaliyet gösterdiğini ifade etti.Türk şirketlerinin küresel iş hacminin yaklaşık yüzde 20'sinin Afrika'dan geldiğini kaydeden Aydın, kıtadaki yıllık proje stokunun yaklaşık yüzde 30'unun Türk firmaları tarafından üstlenildiğini dile getirdi.Çin'in son yıllarda proje hakimiyetinde yaşadığı gerilemenin yeni fırsatlar oluşturduğunu vurgulayan Aydın, bu eğilimin sürmesi halinde 2030’a kadar bu oranın yüzde 50'ye çıkabileceğini kaydetti.Bazı projelerin "amiral gemisi" niteliği taşıdığını belirten Aydın, bu projelerin Türk şirketlerinin kapasitesini göstermesi açısından önemli olduğunu ifade etti.Türk şirketlerinin hızlı, güvenli ve dayanıklı proje üretme kabiliyetine dikkati çeken Aydın, yerel firmalarla kurulan işbirliklerinin sahadaki etkinliği artırdığını ifade ederek, şunları söyledi:"Çin'in Afrika'da lojistik merkezlerine yönelik değişim politikası, Afrika pazarındaki liman ve ticaret ağlarını kökünden değiştirecek, yeni yatırımlara kapı açacak ve Türk şirketlerini alternatiften öte güçlü bir tercih haline getirecek."

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve adliyehaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.