İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Küresel Sumud Filosu'na uluslararası sularda gerçekleştirildiği belirtilen müdahaleye ilişkin yürütülen soruşturmayı tamamladı. Hazırlanan iddianamede İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun da aralarında bulunduğu 35 kişi şüpheli olarak gösterildi. Savcılık; şüphelilerin soykırım, insanlığa karşı suç, nitelikli yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, eziyet, mala zarar verme, kasten yaralama ve ulaşım aracının kaçırılması veya alıkonulması suçlarından cezalandırılmasını istedi. Dosyada 102 kişi ise müşteki/mağdur sıfatıyla yer aldı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu tarafından hazırlanan 2026/1749 numaralı iddianamede, Küresel Sumud Filosu içerisinde Gazze'ye insani yardım götürmek amacıyla yola çıkan gemilere yönelik müdahale ayrıntılı olarak ele alındı.
Savcılık, soruşturma kapsamında müşteki ve mağdur beyanlarının, kolluk araştırma tutanaklarının, ihbar evraklarının, İstanbul Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan raporların ve soruşturma dosyasındaki diğer delillerin birlikte değerlendirildiğini belirtti.
DAVA İSTANBUL 11. AĞIR CEZA MAHKEMESİ’NDE
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamenin kabul edilmesinin ardından dava İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandı. Duruşmaya bazı müştekiler, İstanbul 2 Nolu Barosu Başkanı Rıza Saka ve çok sayıda avukat katıldı.
NETANYAHU'NUN DA ARALARINDA BULUNDUĞU 35 ŞÜPHELİ
İddianamede şüpheli olarak gösterilen isimler şöyle sıralandı:
1. Afek Moskovitch
2. Amichai Eliyahu – İsrail Miras Bakanı
3. Ariek Kalnner
4. Arye Sharuz Sharuz Shalicar – İsrail Genelkurmay Başkanlığı Sözcüsü
5. Beni Aharon – İsrail 146. Tümen Komutanı/Subay
6. Bezalel Smotrich – Maliye Bakanı
7. Binyamin Netanyahu – İsrail Başbakanı
8. Daniel Ella
9. Daniile Hagari – İsrail Savunma Kuvvetleri Sözcülük Birimi Başkanı
10. David Saar Salama – İsrail Deniz Kuvvetleri Komutanı
11. Eyal Zamir – İsrail Genelkurmay Başkanı
12. Ghassan Alian
13. Guy Tankhilevich
14. Israel Katz – İsrail Savunma Bakanı
15. Itay Yari
16. Itzhak Cohen – İsrail Harekat Dairesi Başkanı
17. İtamar Ben Gvir – İsrail Kamu Güvenlik Bakanı
18. Moshe Trofi
19. Nir Ifergan – İsrailli Kabalist/Haham
20. Oded Edni
21. Omer Barlev – Emekli İsrail askeri/Albay
22. Omri Gu
23. Or Volochinsky
24. Ran Cohen – Emekli İsrail askeri/Albay/Siyasetçi
25. Sean Glass
26. Shalev Subai
27. Sharon Kori
28. Sivan Amitai – İsrail sosyal medya fenomeni
29. Tally Gotli – Avukat/Siyasetçi/Knesset üyesi
30. Tom Elgarat – İsrail eski askeri/Yarbay, Jenix adlı teknoloji firmasının sahibi
31. Yehuda Vach – İsrail emekli askeri/Müzisyen
32. Yesi Cohen – Eski Mossad Direktörü
33. Yigal Brand – İsrail siyasetçisi, eski binbaşı ve Siyonist Konseyi üyesi
34. Yoav Gallant – Eski İsrail Savunma Bakanı
35. Yoav Zaitoun – İsrailli gazeteci, savunma ve güvenlik uzmanı
İddianamede söz konusu 35 şüpheli hakkında çok sayıda suçtan kamu davası açılması talep edildi. Savcılık, şüphelilerin İsrail devletinin çeşitli kademelerinde görev yaptıklarını ve Sumud Filosu'ndaki müşteki/mağdurlara yönelik eylemlerde fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettiklerini ileri sürdü.
DOSYADA 102 MÜŞTEKİ VE MAĞDUR BULUNUYOR
SAVCILIK: FİLOYA ULUSLARARASI SULARDA MÜDAHALE EDİLDİ
İddianamede, Küresel Sumud Filosu içerisinde yer alan aktivistlerin Gazze'ye insani yardım ulaştırmak amacıyla deniz araçlarıyla yola çıktıkları, filoya İsrail donanması unsurları tarafından uluslararası sularda müdahale edildiği ileri sürüldü.
Savcılığın değerlendirmesine göre gemilerde bulunan kişiler rızaları dışında kontrol altına alındı, bazı kişiler zor kullanılarak gemilerden indirildi ve İsrail'e götürüldü.
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan kişilerin daha sonra sınır dışı edilerek 4, 7, 9 ve 10 Ekim 2025 tarihlerinde hava yoluyla Türkiye'ye döndükleri belirtildi.
Türkiye'ye dönen mağdurların İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'nda adli ve psikolojik muayenelerinin yapıldığı, hazırlanan raporların soruşturma dosyasına gönderildiği kaydedildi.
SAVCILIK "MÜŞTEREK FAİLLİK" DEĞERLENDİRMESİ YAPTI
İddianamede, toplanan deliller, müşteki anlatımları, açık kaynak görüntüleri ve ilgili kurumlarla gerçekleştirilen yazışmaların birlikte değerlendirildiği belirtildi.
Savcılık, gemiye müdahalede bulunduğu ve operasyonel süreci sevk ve idare ettiği ileri sürülen şüphelilerin fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettiklerini, eylemler üzerinde birlikte hakimiyet kurduklarını ve bu nedenle TCK'nın 37. maddesi kapsamında müşterek fail olarak sorumlu tutulmaları gerektiğini değerlendirdi.
Mağdurların gemilerin uluslararası sularda bulunduğu sırada silahlı askeri unsurlar tarafından durdurulduklarını, rızaları dışında kontrol altına alındıklarını, fiziksel müdahaleye uğradıklarını, bazılarının yaralandığını, özgürlüklerinden yoksun bırakıldıklarını ve aşağılayıcı muameleye maruz kaldıklarını anlattıkları iddianamede yer aldı.
12 MAĞDUR İÇİN KASTEN YARALAMA SUÇLAMASI
İddianamede fiziksel müdahale sonucu yaralandıkları belirtilen isimler ayrıca sıralandı.
Buna göre;
Anis Abassi, Margaret Ann Pacetta, Hüseyin Şuayb Ordu, Taha Ovacı, Hüseyin Burak Baygın, Burçin Günay, Berat Arıkan, Serhat Evin, Fethullah Kirenci, Noureddine Salouej ve Ewa Maria Jasiewicz yönünden TCK'nın 86/2 ve 86/3-e maddeleri kapsamında kasten yaralama suçlamasına yer verildi.
Muhammed Mustafa Çakmakçı hakkında hazırlanan Adli Tıp raporunda ise yaralanmasının basit tıbbi müdahaleyle giderilemeyecek nitelikte olduğu ve kemik kırığının hayat fonksiyonlarına etkisinin "orta (3)" derecede bulunduğu belirtildi.
Bu nedenle Çakmakçı yönünden TCK 86/1, 86/3-e ve 87/3 hükümlerinin uygulanması istendi.
"SİSTEMATİK KÖTÜ MUAMELE VE AŞAĞILAYICI DAVRANIŞ"
Savcılık, müşteki/mağdurların uzun süre zorla bekletildikleri, kelepçeli tutuldukları, aşağılayıcı ve onur kırıcı davranışlara maruz bırakıldıkları yönündeki anlatımlarının TCK'nın 96. maddesindeki eziyet suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği kanaatine vardı.
İddianamede bu eylemlerin yalnızca anlık bir müdahaleden ibaret olmadığı, belirli bir süreç içerisinde devam eden ve sistematik kötü muamele niteliği taşıdığı ileri sürüldü.
Savcılık, her mağdur yönünden ayrı ayrı cezalandırma talebinde bulundu.
GEMİLERDEKİ YARDIM MALZEMELERİ İÇİN "NİTELİKLİ YAĞMA" SUÇLAMASI
İddianamede gemilerde bulunan insani yardım malzemeleri ile müştekilerin zilyetliğindeki eşyalara cebir ve silah kullanılarak el konulduğu, bu malların sahiplerine geri verilmediği ileri sürüldü.
Savcılık, bu eylemlerin TCK'nın 149. maddesi kapsamında nitelikli yağma suçunu oluşturduğu değerlendirmesinde bulundu.
Şüphelilerin silahlı ve organize biçimde hareket ettikleri ve eylemlerin birden fazla kişi tarafından birlikte gerçekleştirildiği iddia edildi.
GEMİLERİN ALIKONULMASI DA AYRI SUÇ SAYILDI
İddianamede şüphelilerin gemileri ve gemiler üzerindeki sivil kişileri rızaları dışında kontrol altına aldıkları, gemileri kendi tasarrufları altında tuttukları ve yardım faaliyetlerini engelledikleri ileri sürüldü.
Bu eylemlerin TCK'nın 223. maddesinde düzenlenen ulaşım araçlarının kaçırılması veya alıkonulması suçunu oluşturduğu değerlendirilerek her bir müşteki/mağdur yönünden ayrı ayrı cezalandırma talep edildi.
İDDİANAMEDE SOYKIRIM VE İNSANLIĞA KARŞI SUÇ DEĞERLENDİRMESİ
İddianamenin en dikkat çekici bölümlerinden birisini ise TCK'nın 76 ve 77. maddelerine ilişkin değerlendirmeler oluşturdu.
Savcılık, Gazze'de sivil nüfusun açlık, susuzluk, tedavisizlik ve zorla yerinden edilme koşullarına maruz bırakıldığı; insani yardım kanallarının sistematik biçimde engellendiği yönündeki değerlendirmelerle Sumud Filosu'na yönelik müdahaleyi birlikte ele aldı.
İddianamede şüphelilerin eylemlerinin TCK 77 kapsamında insanlığa karşı suç ile TCK 76 kapsamında soykırım suçunu içerebilecek fiiller çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.
SAVCILIK 35 ŞÜPHELİNİN CEZALANDIRILMASINI İSTEDİ
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 35 şüpheli hakkında;
TCK 37/1, 77/2, 76/2, 109/1, 109/2, 109/3-a,b, 96/1, 151/1, 152/2-a, 149/1-a,b,c,h, 223/2-4, 86 ve 87. maddeleri kapsamında kamu davası açılmasını talep etti.
Savcılık; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, eziyet, mala zarar verme, nitelikli yağma ve ulaşım aracının kaçırılması veya alıkonulması suçlarının mağdur sayısınca ayrı ayrı değerlendirilmesini istedi.
YURT DIŞINDAKİ ŞÜPHELİLER İÇİN "KAÇAKLARIN YARGILANMASI" TALEBİ
İddianamenin sonuç bölümünde şüphelilerin mahkeme tarafından yargılanarak sevk maddeleri doğrultusunda cezalandırılmaları ve mahkumiyet halinde TCK'nın 53. maddesi gereğince belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmaları talep edildi.
Savcılık ayrıca yurt dışında bulundukları belirtilen şüpheliler hakkındaki yargılamanın Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 247. maddesi uyarınca "kaçakların yargılanması usulüne göre" yapılmasını istedi.
DOSYADAKİ DVD, FLASH BELLEK VE "KANIT THE EVIDENCE" KİTABI DELİL OLARAK SAKLANACAK
İddianamede adli emanette bulunan 3 adet Sony marka DVD ve 1 adet TDK marka DVD'nin, ayrıca Anadolu Ajansı'nın Gazze'deki muhabirlerinin haber ve fotoğraflarından oluşturulan "KANIT THE EVIDENCE" isimli kitabın delil olarak dosyada saklanması talep edildi.
İstanbul 2 Nolu Barosu Başkanlığı tarafından 7 Kasım 2025 tarihinde dosyaya sunulan dilekçenin ekinde bulunan 8 GB kapasiteli Power Way marka flash belleğin de delil olarak muhafaza edilmesi istendi.
Mahkeme çifte vatandaş olup bu suça iştirak eden Türk vatandaşlarının tespiti ile haklarında dava açılması için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunuldu.
Adliye Haber Cevdet Düz





Bir yanıt yazın