İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan: Filistin'i unutmayacağız, unutturmayacağız
Filistin'deki katliamın durdurulması amacıyla 400'ü aşkın sivil toplum kuruluşunun iştirakiyle Galata Köprüsü'nde gerçekleştirilen eylemde konuşan Bilal Erdoğan, "Şehitlerimize rahmet, Filistin'e destek" için bugün Galata Köprüsü'nü dolduran yüz binlerin gününün aydın olmasını, yeni yılın millete, bütün Müslümanlara, Filistin'e ve insanlığa huzur getirmesini diledi.Bilal Erdoğan, "Rabbim, gözü yaşlı annelerin gözyaşını dindirsin. Rabbim, bu millet için gecesini gündüzüne katarak çalışan başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere bütün yöneticilerimize güç, kuvvet versin. Rabbim bütün şehitlerimize rahmet eylesin, ailelerine sabrı cemil nasip etsin." dedi.Bugün burada, yeni yılın ilk sabahında Gazze'de ve Filistin'de yaşananların yalnızca insani bir dram olmadığını, aynı zamanda küresel düzenin temellerinin sarsıldığını, ahlaki iddia taşıyan tüm uluslararası kurumların iflas ettiğini gösteren bir kırılma hattı olduğunu haykırmak için toplandıklarını kaydeden Erdoğan, şöyle konuştu:"Gazze'de yaşanan asla bir savaş değildir. Gazze'de yaşanan iki ordunun bir araya geldiği bir çatışma değildir. Gazze'de yaşanan sadece bir güvenlik meselesi değildir. Gazze'de yaşanan bir halkın kadınlarıyla, çocuklarıyla, yaşlılarıyla bilinçli ve sistematik bir şekilde yok edilmeye çalışıldığı bir soykırımdır. Bu soykırım yalnızca on binlerce ton bombayla yapılmıyor. Bu soykırım açlıkla yapılıyor, susuzlukla yapılıyor, soğukla yapılıyor. İnsani yardımların engellenmesiyle yapılıyor. Bugün Filistin'de ağır kış şartlarında derme çatma çadırların içinde her türlü imkandan yoksun insanlar var. Ve bu insanlara ulaşabilecek yardımı bilerek, isteyerek ve hatta zevk alarak engelleyen zalim bir düzen var. Bu kadar alçalmayı mümkün kılan bir zihniyetin başındaki Netanyahu eşkıyasını Rabbimiz Kahhar ismi şerifiyle kahru perişan eylesin.""FİLİSTİNLİ MAALESEF İSRAİL İÇİN İNSAN SAYILMIYOR" Savaşın dahi bir hukuku olduğunu, ancak Gazze'de bu hukukun yok sayıldığını kaydeden Erdoğan, Cenevre Sözleşmeleri'nin, Batı'nın kendi sözleşmelerinin açık ve net olduğunu, sivillerin hedef alınmasının, orantısız güç kullanılmasınun, yaşam altyapısının yok edilmesinin açık bir savaş suçu olduğunu ifade etti.Bu suçların münferit suçlar olmadığını ve sürekli olduğunu dile getiren Erdoğan, "Bu suçlar merkezi kararlarla yönetilmektedir. Hem de İsrail vatandaşlarının güçlü desteğiyle yönetilmektedir. Ve tam da bu nedenle şunu söylüyoruz; bunlar bir çatışma değildir, bunlar devlet gücüyle icra edilen modern bir yok etme siyasetidir. Çünkü Filistinli maalesef İsrail için insan sayılmıyor." dedi.Dünyanın Rusya-Ukrayna savaşı başladığı andan itibaren takındığı tavırlara dikkati çeken Erdoğan, şöyle devam etti:"Bir yanda askeri, ekonomik, politik ambargolar, diğer tarafta uluslararası spor müsabakalarından, şarkı yarışmalarından birçok etkinlik ve organizasyondan men edilmiş Rusya var. Dostoyevski'nin bile yasaklandığı bir dünya. Diğer yanda 21. yüzyılın Hitler'i Netanyahu ile sarmaş dolaş bir dünya. İşte batı medeniyetinin geldiği, nokta düştüğü nokta; zillet. Dolayısıyla bir ayrımı muhakkak yapmamız lazım. Biz Müslüman Türk milleti olarak bugün Galata Köprüsü'nde toplanmış olan İnsanlık İttifakı'nın üyeleri olarak meselemiz bir dinle değil, bir halkla değil. Peygamberimizin bize örnekliğinin bizi getirdiği noktada o günden bugüne hiçbir Müslüman hükümdar yoktur ki milletini 'Şu dinin mensubu, bu dinin mensubu' diye ayırt etsin. İşte Kudüs'e Selahattin Eyyubi'den bugüne hükmetmiş ecdadımızın gölgesinde Müslüman'ı, Hristiyan'ı, Yahudi'si hep birlikte huzur içerisinde yaşayabilmiş, ibadetlerini huzur içerisinde yan yana yerine getirebilmiştir. Bizim meselemiz tıpkı Nazizm gibi insanı değersizleştiren, üstünlük iddiasıyla başkalarını yok sayan siyonist ideolojiyledir.""FİLİSTİN DEVLETİNİN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ TANINMADAN MÜCADELEMİZE ARA VERMEYECEĞİZ" Bilal Erdoğan, insanların kimlikleri üzerinden kolektif suçlu ilan edilmesinin, sivil nüfusun topyekun cezalandırılmasının, yaşam alanlarının sistematik biçimde yok edilmesinin, açlığın ve korkunun bir silah gibi kullanılmasının, bütün bunların insanlık tarihinin çok karanlık bir dönemini hatırlattığını, siyonizmin bugün İsrail Nazizmi olarak kendini gösterdiğini ifade etti.İnsanlığın İsrail Nazizmi ideolojisiyle yüzleşmek zorunda olduğunu kaydeden Erdoğan, "Elbette İsrail bunun altında ezilecektir. Uluslararası hukukta sorumluluk sadece fiili işleyene ait değil, aynı zamanda bunu önleyebilecekken önlemeyenlere de aittir. Gazze yerle bir edilmiştir. Bu yıkımın bedeli mağdurlara yüklenemez. Bu yıkımın maliyeti üçüncü ülkelere havale edilemez. Yıkan onarmalıdır. Bugün burada tekrar söylüyoruz ve her platformda söylemeye devam edeceğiz. İsrail savaş suçlarını tazmin etmekle yükümlü tutulmak zorundadır. Ve Gazze'nin yeniden inşası İsrail'in ödediği savaş tazminatlarıyla yapılmak durumundadır." diye konuştu.Gazze'de bombayla yürütülen bu siyasetin, Batı Şeria'da yerleşimci şiddeti üzerinden sürdürüldüğünü ve İsrail tarafından silahlandırılan yerleşimcilerin hiçbir zaman olmadığı kadar Batı Şeria'daki mazlum Filistinlileri hedef aldığını belirten Erdoğan, şu şekilde devam etti:"Gazze ve Batı Şeria'daki durum birbirinden kopuk, ayrı değildir. Her ikisi de aynı cezasızlık mimarisi içinde yürütülmektedir. Gazze ve Batı Şeria'daki işgal sona ermeden, Filistinliler kendi vatanlarındaki yaşam hakkı ve özgürlüklerini kazanmadan, Filistin devletinin toprak bütünlüğü tanınmadan mücadelemize ara vermeyeceğiz Allah'ın izniyle. Bu soykırım sürecinde Batı da dahil olmak üzere 'Türkiye ne diyecek? Recep Tayyip Erdoğan ne diyecek?' diye herkes takip etti. Çünkü Türkiye artık güçlü Türkiye. Türkiye artık zulme karşı duran Türkiye ve Türkiye artık Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yeni dünya düzeninin kurucu aklı olma yolunda bir Türkiye. 3-5 haysiyetsiz etki ajanının söylediklerinin aksine, ticaretin devam ettiği yalanlarını atanların aksine insan olmanın gereği olarak İsrail'le ticaret lehimize olmasına rağmen kestik. Diplomasi masasındaki sabırlı ama tavizsiz duruşumuzu sürdürdük. Ateşkes sürecinde garantörlük sorumluluğunu üstlendik. Gazze'ye en fazla insani yardımı ulaştıran ülke olduk. Ve her uluslararası platformda muhatabımız kim olursa olsun çekinmeden korkmadan hakkı haykırdık. İşte bu duruş geçici bir diplomatik refleks asla değildir. Bu milletin tarihinden gelen duruştur. Vicdanından gelir, devlet aklından gelir. Bizim milliyetçiliğimiz başkasını ezme milliyetçiliği asla değildir. Bizim milliyetçiliğimiz zulme karşı dimdik durma ahlakıdır.""MESCİD-İ AKSA ÖZGÜR OLANA KADAR BU MÜCADELEYİ SÜRDÜRECEĞİZ" Türk bayrağının yalnızca bir sembol olmadığını, o bayrağın adaletin, merhametin ve sorumluluğun rengini taşıdığını dile getiren Erdoğan, şimdi milletçe, yaşlısıyla genciyle, kadınıyla erkeğiyle bireysel olarak mücadeleyi boykotla sürdürmek zorunda olduklarını aktardı.Boykotu küçümsemeyeceklerini ve "Ne işe yarar?" demeyeceklerini ifade eden Erdoğan, "'Ben ne yapıyorum?' sorusuna verdiğimiz en güçlü cevap boykot olacaktır. Zulüm sadece silahla sürmüyor. Para akışıyla sürüyor. Normalleştirildiğinde büyüyor ve sürüyor. Dolayısıyla biz boykotla zulmün normalleşmesine 'Dur' diyeceğiz. 'Ben bu zulmün ortağı olmuyorum.' diyeceğiz. Tarihte nice zulüm düzeni meşruiyetini kaybederek çöktü. Boykot zulmü yanlış yalnızlaştırarak bunu başaracak." dedi.Bugün burada bulunanların insanlığın vicdan tarafında saf tuttuğunu belirten Erdoğan, "Bugün Galata Köprüsü'nde yüz binlerle beraber tarihe şunu yazıyoruz; biz sinmeyeceğiz, biz susmayacağız, biz Filistin'i unutmayacağız, unutturmayacağız. Çünkü merhum Aliya'nın dediği gibi 'Unutulan soykırım tekrarlanmaya mahkumdur.' Biz mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. Gazze özgür olana kadar, Kudüs özgür olana kadar bu mücadeleyi Mescid-i Aksa özgür olana kadar sürdüreceğiz inşallah." şeklinde konuştu.Arif Nihat Asya'nın Bayrak şiirinden "Ey şimdi süzgün rüzgarlarda dalgalı/Barışın güvercini, savaşın kartalı/Yüksek yerlerde açan çiçeğim/Senin altında doğdum/Senin dibinde öleceğim." mısralarını okuyan Bilal Erdoğan, "Merhumun bu ifadelerindeki ufkunu şiar edinen milletimiz, barışın güvercini olmak için sonuna kadar mücadele etse de durum gerektirdiğinde, zalim zulmünde ısrar ettiğinde, mazlumun ahı göğü titrettiğinde savaşın kartalı olmaktan geri durmamıştır ve durmayacaktır. Bunu tüm dünyaya bir kez daha hatırlatmak istiyoruz." ifadelerini kullandı.