30 yıl sonra tarihi değişim: Altın ABD tahvillerini geride bıraktı
Merkez bankalarının hız kesmeyen altın alımları ve altın fiyatlarındaki sert yükseliş, yaklaşık 30 yıl sonra küresel rezerv dengelerinde kritik bir eşiğin aşılmasına yol açtı. Altın, ABD Hazine tahvillerini geride bırakarak dünyanın en büyük resmi rezerv varlığı haline geldi. Uzmanlara göre bu tablo, fiyat hareketlerinin ötesinde küresel güvenin yön değiştirdiğine işaret ediyor.REZERVLERDE TARİHİ DÖNÜM NOKTASIDünya Altın Konseyi verilerine göre yabancı merkez bankalarının elindeki altının toplam değeri 4 trilyon dolara yaklaşırken, yabancıların elinde tuttuğu ABD Hazine tahvillerinin değeri yaklaşık 3,9 trilyon dolar seviyesinde kaldı. Altının ABD tahvillerini son kez geride bıraktığı dönem 1990’lar olmuştu. 1922’de altının payı yüzde 29, tahvillerin payı yüzde 23 iken, izleyen yıllarda altının payı kademeli olarak düşmüş ve 2005’te yüzde 9’a kadar gerilemişti. 2011 sonrası başlayan toparlanma ile altın 2020’de yüzde 20’ye ulaştı. 2025 itibarıyla altının payı neredeyse dörtte bire yaklaşırken, tahvillerin payı yüzde 23 seviyesinde kaldı.DÜNYA DOLARDAN UZAKLAŞIYORBu değişim, altın fiyatlarının yıl sonunda kısa süreliğine ons başına 4 bin 500 doların üzerine çıktığı sert rallinin hemen ardından geldi. Altın, 2025 yılını jeopolitik gerilimler, mali sürdürülebilirlik endişeleri ve güvenli liman talebindeki artışla yaklaşık yüzde 65 yükselişle tamamladı. Bu ivme 2026’ya da taşındı ve yılın ilk haftasında fiyatlar yüzde 3,6 artarak yeniden 4 bin 500 dolar seviyesini test etti.DOLARİZASYONDAN ARINMA EĞİLİMİMerkez bankalarının net altın alımlarının 2025’te 1.000 ton seviyesinde gerçekleşmesi bekleniyor. Analistler, bu eğilimi yabancı hükümetlerin dolar bazlı varlıklardan uzaklaşıp altına yöneldiği daha geniş kapsamlı bir dolarizasyondan arınma sürecinin parçası olarak değerlendiriyor. 2022’den bu yana resmi altın alımlarının yeniden hız kazanması, bu dönüşümün temel göstergeleri arasında yer alıyor.PORTFÖY ÇEŞİTLENDİRMEDEN DAHA FAZLASIUzmanlara göre merkez bankalarının rezerv tercihlerinde artık getiri yerine jeopolitik dayanıklılık ve yaptırım riskine karşı bağışıklık öncelik kazanıyor. Altının yeniden rezervlerin merkezine yerleşmesi, doların küresel sistemde tek dayanak olarak yeterli görülmediğini ortaya koyuyor. Yıllar içindeki rezerv dağılımı, bu yön değişiminin ani değil, kalıcı bir yeniden dengeleme süreci olduğunu gösteriyor.YAPTIRIM RİSKLERİ VE GÜVENLİ LİMANJP Morgan, bu dönüşümün yalnızca portföy çeşitlendirmesiyle sınırlı olmadığına dikkat çekiyor. Bankaya göre ABD’de artan siyasi kutuplaşma ve yaptırım riskleri, doların küresel rezerv para algısını zayıflatabiliyor. Karşı taraf riski taşımayan ve itibari para sistemine bağlı olmayan altın, bu ortamda öne çıkan bir rezerv aracı olarak görülüyor.MERKEZ BANKALARI ALTINI DESTEKLEMEYİ SÜRDÜRECEKJP Morgan, merkez bankalarının altın piyasasındaki belirleyici rolünün 2026’da da devam edeceğini öngörüyor. Banka, 2026 yılı için merkez bankası altın alımlarını 755 ton olarak tahmin ediyor. Bu rakam, son üç yıldaki 1.000 tonun üzerindeki alımların altında kalsa da, 2022 öncesi 400–500 tonluk ortalamanın oldukça üzerinde bulunuyor.MEKANİK DÜŞÜŞ VURGUSUJP Morgan’a göre beklenen gerileme yapısal değil, mekanik nedenlere dayanıyor. Altın fiyatlarının 4 bin doların üzerinde seyretmesi, merkez bankalarının hedeflenen rezerv payına daha düşük tonajla ulaşabilmesini sağlıyor. Buna rağmen talebin güçlü kalacağı ve 2026 boyunca fiyatlar için temel destek unsuru olacağı belirtiliyor.HEDEF SEVİYELER GÜNDEMDEMorgan Stanley, düşen faiz oranları, ABD Merkez Bankası’nda olası liderlik değişimi ile merkez bankaları ve fonların alımlarını gerekçe göstererek altının bu yılın dördüncü çeyreğinde ons başına 4 bin 800 dolara ulaşabileceğini öngörüyor.